TürkHalk Edebiyatı I-II Genel. 1.MİTOLOJİDEN ROMANA ANLATIMA DAYALI TÜRLERE GENEL BAKIŞ. Sanat ve edebiyatın kaynağı söz konusu edildiğinde dinî törenler, olgular göz önünde bulundurulmuş, bunlara dayalı açıklamalar benimsenmiştir. Ve nihayet; 8.Sanat olarak OYUN. Akış teorisi Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi ‘’Vücudun yapabildiği her şey potansiyel olarak haz vericidir’’ der. İnsan, vücudunun yapabileceklerini kontrol ederse keyifli bir uyum hissine geçer. Sanattaki akışı en iyi anlatan örneklerden biri performans sanatıdır. Sanat denince akla güzellik gelir. Çünkü sanat güzel olanı güzel bir şekilde ortaya koymak ister. Güzel sanatların varlığı da buradan ortaya çıkmıştır.Bir açıdan bakıldığında sanat, doğada var olan güzelliği ortaya koymaktır. Ancak Hegel, sanattaki güzelliğin doğadaki güzellikten farklı olduğunu söyler. yaratımlardagüzellik vardır. Çünkü güzelliğin alanı her yeri kuşatıcıdır. İster doğada, ister sanat eserinde olsun, insanlarda estetik haz uyandıran nesnelere ‘güzel’denir. Güzel, bir değer, bir düşünce, bir öz olabileceği gibi, estetik obje niteliği olarak da belirebilir. Güzelin insanı hafifleten, denge haline getiren bir gücü vardır. İnsan ruhen bir tamlık haline ulaşır. İşte bu, aslında estetik haz almadır. Tarih boyunca her çağ/dönem güzeli kendi anlayışıyla kavramıştır. Güzeli kendi algısı doğrultusunda idealleştirmiştir. Dolayısıyla tek bir güzelden söz edebilmek olası değil. Vay Tiền Nhanh. Türk Edebiyatı Ünite 1 Bütün Cevaplar VAR Çok uzun... Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri Hazırlık 1. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz sanatçının çalışırken yaptığı fiziksel hareketleri içinde bulunduğu ruh hâli hangi sanat türlerinde konu olarak işlenebilir? Siz bu sanatçının hareketlerini ve davranışlarını hangi sanat etkinliği ile anlatırdınız? 1. Sanatçının içinde bulunduğu oldukça önemlidir. Bu ruh hali sanatçının resim, müzik, heykel gibi sanatların ortaya çıkmasına vesile olur. 2. Yukarıda gördüğünüz heykel, heybe, karikatür hangi malzemelerle oluşturulmuştur? Bu ürünlerden hangisi diğerlerinden farklıdır? Nedenleriyle açıklayınız. 2. Üç resminde malzemeleri birbirinden farklıdır. Heykelin malzemesi mermer, kilimin ip, karikatürün ise kağıt ve kalemdir. 3. Güzel sanatlar içinde edebiyatın yeri nedir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde defterinize sıralayınız. 3. Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır. Sanatın temelinde insan sevgisi, hoşgörü, yaratma özgürlüğü vardır. Sanat insanın varlık şartlarından biridir. İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.Mağara resimleri, antik süs eşyaları, işlenmiş kap kaçak vb. Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. Resim, tiyatro, şiir, dans, müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız. İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler. Kimisi resimle, müzikle, dansla heykelle kimisi de şiirle, romanla, hikâyeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler. İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısınaedebiyat,sesinemüzikkullanabildiği renklereresim,yaşadığı mekânamimarlık,işleyebildiği her türlü maddeyeheykeltıraşgüzellik vermek insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur. Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur. Edebiyat; sözde, yazıda, düşüncede, hayalde güzellik demektir. Edebiyat; dil ile gerçekleştirilen, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir. Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır. Bilim nasıl ki akla, mantığa, öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya, güzelleştir meye yöneliktir. 4. Sınıfınıza bir şiir ve türkü kaseti getiriniz Bu çalışma “Çözümleme/ İnceleme” bölümündeki 11. etkinlik için yapılacaktır. 4. 5. Atatürk’ün edebiyatla ilgili görüşlerini ifade ettiği özdeyişlerinden birkaçını defterinize yazarak sınıfa getiriniz Bu çalışma “Çözümleme/ İnceleme” bölümündeki 14. etkinlik için yapılacaktır. Dünyada medeni, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir. Mustafa Kemal ATATÜRK 5. 6. Yukarıdaki özdeyişten hareketle Atatürk’ün, heykeltıraşlık sanatını hangi ölçütler içerisinde değerlendirdiğini açıklayınız. 6. Medeniyetlerin ileri ve gelişmişlik ölçütü olarak değerlendirdiğini görebilmekteyiz. Bir toplumda heykeltıraşlık varsa orada medeniyet ve ileri görüşlülük olduğu fikrindedir. 7. Kültürel faaliyet denilince aklınıza neler geliyor? Sıralayınız. 7. Sinemaya, tiyatroya gitmek, konferanslara katılmak, kültür gezilerine katılmak, doğa sporların katılmak, dünyanın ilginç yerlerini gezmek, kitap okumak gibi birçok şeyi sayabilmekteyiz. ÇÖZÜMLEME – İNCELEME BİR YANLIŞI AŞK ADINA DOKUMAK SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ 1. Okuduğunuz metinlerden hangisi bir güzel sanat eserinden alınmıştır? Nedenleriyle açıklayınız. 1. “BİR YANLIŞI AŞK ADINA DOKUMAK” adlı metin bir sanat metninden alınmıştır. Çünkü estetik zevk ve haz almak için yazılmıştır. Okuyucuda etki uyandırmak için yazılmıştır. Diğer metin ise bilgi amaçlı yazılmıştır. 2. “Sanatın Özü ve Ereği” adlı metinde yazar, neyi tanımlamaktadır? Bilimde ele alınan, incelenen, işlenen konular güzel sanatlarda da işlenebilir mi? Güzel sanatlar ile bilim arasında ne gibi farklılıklar vardır? 2.” SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ” adlı metin adından anlaşılacağı gibi sanatın özünde bulunan şeyleri ve amacının ne olduğuna değinmiştir. Bilimde ele alınan konular sanatta işlenemez. Çünkü sanatta ispat kaygısı yoktur ama bilimde ispat ve doğruluk vardır. 3. “Bir Yanlışı Aşk Adına Dokumak” adlı metinde aşk nasıl tanımlanmıştır? 3. Bu metinde aşk sonsuz bir türküye benzetilmiştir. 4. a. İnsan etkinlikleri, güzel sanatlarda ne ölçüde yer almalıdır? Açıklayınız. a. İnsanı insan yapan değerlerin başında duygu gelmektedir. Duygunun olduğu her yerde de mutlaka sanat söz konusudur. b. Duyduğunuz bir türkü, gördüğünüz bir resim veya heykel size neleri düşündürür? Anlatınız. b. EDEBİYAT DİLİ / EDEBİ DİL 4. “Edebiyat Dili / Edebî Dil” adlı metne göre sanatın oluşturulmasına kaynaklık eden etkenler nelerdir? 4. Metne göre sanatın oluşmasına kaynaklık eden etkenlerin başında güzellik duygusu gelmektedir. İnsandaki yaşadığı doğa ve hayata yepyeni bir düzen ve biçim verme gayreti sanatın oluşmasına kaynaklık eder. 5. Metinde güzel sanatlar hangi ölçütlere göre sınıflandırılmıştır? Güzel sanatlarda kullanılan malzeme, sanatın oluşturulmasını ne ölçüde etkiler? 5. Metinde güzel sanatlar kullanıldığı malzemeye göre tasnif edilmiştir. Kullanılan malzeme sanatçı da derin etki uyandırabilir. 6. Yanda gördüğünüz fotoğraflardaki nesnelerin yapımında kullanılan temel malzeme nedir? Bu nesnelerin ikisi de sanat eseri sayılabilir mi? Niçin? Bu nesnelerin hangisi sanatın yarar boyutu ile ilişkilidir? 6. Yandaki resimlerden biri şamdan diğeri ise heykeldir. İkisinin de malzemesi mermerdir fakat şamdan güzel sanat eseri sayılmaz. Çünkü oradaki amaç güzellik değil faydanın ön planda olmasıdır. 7. “Edebiyat Dili / Edebî Dil” adlı metnin ikinci paragrafına göre güzel sanat eserlerinin özellikleri nelerdir? 7. “İnsanın psikolojik hayatının temellerinden birini teşkil eden güzellik duygusunun kelime, nota, renk, taş, mermer, tunç gibi çeşitli malzemelerle estetik formlara dönüştürülmüş somut hâli veya ifadesidir.” Bu ifadeden anlaşılan odur ki insandaki güzellik duygusunun somutlaşmış ifadesi sanattır. EDEBİYATIN KONUSU VE İŞLEVİ 8. “Edebiyatın Konusu ve İşlevi” adlı metne göre edebiyatın görevi nedir? Özlemler, duygular, tutkular, düşler kimlere özgü özelliklerdir? Edebiyat bu hasletleri nasıl dile getirir? İnsanın yaşadığı her yerde sanat etkinliğinin varlığını kanıtlayan örnekler veriniz. 8. Edebiyatın amacı, insanı insana tanıtma; insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltme, edebiyatın üstlendiği görevlerden olmuştur. Özlemler, duygular, tutkular insana özgü özellikleridir. İnsanlık kainat yaratıldığı ilk günden beri çevresine bu güzellikleri yaşatma içerisine girmiştir. 9. “Bir Küçük Pembe Bulut” adlı şiirin bir benzerini okudunuz mu? Cahit Külebi, başının üstünde dönen bulutlardan etkilenerek bu şiiri yazmıştır. Başka bir şair, bulutları Cahit Külebi’nin duygularıyla yorumlayıp aynı sözlerle şiirleştirir miydi? Niçin? Buna göre sanat eserlerinin birbirine ne ölçüde benzeyebileceğini aşağıya yazınız. eserlerini yazarı ve yazarının yetiştiği çevreden bağımsız düşünemeyiz. Bu nedenle yazarları ve yaşantıları birbirinden faklı olduğu için sanat eserleri biricik ve tektir. Sanat eserleri birbirine benzemez. 10. Metindeki “bulut” örneğinden yola çıkarak öğretici ve yarar sağlayan eserlerle sanat eserlerinin birbirlerinden hangi açılardan farklı olduğunu belirtiniz. 10. ÖĞRETİCİ METİNLER SANATSAL METİNLER Öğretici metinler bilgi verir. Sanatsal metinler estetik zevk uyandırır. Gerçeğin ta kendisidir. Kurmacadır Kullanılan kelimeler gerçek anlamlıdır. Mecaz ve yan anlamlar bakımından zengindir Sade , kısa ve net cümlelerle yazılır. Bunların yanında uzun kapalı ve imgeli bir anlatıma sahiptir. Sanat kaygısı yok. Sanat kaygısı var. 11. Getirdiğiniz şiir ve türkü kasetlerinden öğretmeninizle birlikte belirlediğiniz birer parçayı dinleyiniz. Bu iki sanat eserinin birbirleriyle benzer ve farklı olan özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz bu özellikleri tahtaya listeleyiniz. 11. Şiirde ahenk unsurları ve duyguları ön plandadır fakat türkü kasetinde ise türkünün ezgisi önemlidir. 12. İncelediğiniz metinlerde yazarlar duygu ve düşüncelerini size nasıl ve neyi kullanarak aktarmışlardır? Bu dört metinden hangisi sizi daha çok etkilemiştir? Sizce edebiyatın kullandığı ana malzeme, diğer sanat etkinliklerinde ne ölçüde kullanılabilir? gözlemlerini kullanarak yazarlar. ATATÜRK VE MÜZECİLİK 13. Atatürk sanatı tanımlarken hangi sanat dallarının adını kullanmıştır? Bu tanımda sahne sanatlarının adının geçmemesinin nedeni neler olabilir? 13. Atatürk sanatı tanımlarken şiir, müzik, resim, mimari sanatları kullanmıştır. Sahne sanatlarından bahsetmemesinden nedenlerden biri hem edebiyat içinde yer alması hem de bunların ülkemizde o tarihlerde çok gelişmemesi bağlanabilir. 14. Metinden ve sınıfınıza getirdiğiniz özdeyişlerden yola çıkarak Atatürk’ün edebiyatı nasıl tanımladığını belirtiniz. 14. Atatürk’ün edebiyat ile ilgili sözlerinden birini aşağıya yazınız. “Her şey olabilirsiniz; Hatta Cumhur reisi bile olabilirsiniz ama asla sanatçı olamazsınız” Yukarıdaki özdeyiş ortaya koymuştur ki sanatçı olmak ayrıcalıktır. Edebiyat da güzel sanatlar içinde yer aldığı için edebiyat hakkındaki görüşlerinde de farklılık yoktur. 15. Atatürk ve Müzecilik adlı metinde “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin icap ettirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin tarihî terakkide yeri yoktur.” özdeyişinde Atatürk, sanatı niçin fenne eş değer olarak görmektedir? Bu sözle Atatürk, sanatı ve fenni neyin temeli olarak belirtmiştir? 15. Atatürk sanatla fen bilimlerini aynı görmüş ve gelişmişliğin ölçütü olarak değerlendirmiştir. Çünkü Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın yolunun düşünce ve fikirlere açık, sanat, özellikle bilim ve teknik konularda sürdürmek olduğunu savunmuştur. 16. Milletlerin tanıtılmasında güzel sanatlar niçin etkilidir? Belirtiniz. Atatürk, bu konunun önemini hangi sözleriyle vurgulamıştır? Metinden örneklerle açıklayınız. 16. Evrensel olan sanatçılara bakıldığında aslında hepsi yerel olmuş ve kendi milli değerlerine sahip çıkmış kişilerdir. Bu nedenle kendini dünyaya tanıtmış milletler ister istemez ülkelerini diğer milletlere anlatacaktır. Dostoyevski , evrensel bir yazardır ama ister istemez Rus toplumunu diğer milletlere anlatmıştır. 17. Metinden öğrendiklerinize göre Atatürk, güzel sanatların geliştirilmesi, korunması için ne gibi çalışmalar yapmıştır? 17. 1937’de Atatürk’ün direktifi ile Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı olarak Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde Resim ve Heykel Müzesi kuruldu. Atatürk Türk müziğinin evrensel müzikteki yerini bir an önce alması amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Müzik eğitimi görmeleri için çok sayıda öğrenciyi Avrupa’ya göndermiştir. Ankara’da Musiki Muallim Mektebi ile İstanbul’da Sanayi-i Nefise mekteplerinin açılmasını sağlamıştır. 1924 yılında “Musiki ve Temsil Akademisi Kanunu” çıkarıldı. 1924 yılında mimarlık, resim ve heykel bölümlerinin yanına, tezyini sanatlar bölümünün eklenmesiyle gelişiyor. YORUMLAMA-GÜNCELLEME 1. “Sanatın Özü ve Ereği” adlı metin sadece bir paragraf olmasına rağmen niçin metin olarak adlandırılmıştır? 1. Sözcükler mantıksal çerçevede bir arada bulunduğu ölçüde anlam ifade ederler. Tek bir paragraf olmasına rağmen bir mantıklı bir anlam kurduğu için metindir. 2. Siz aşkı anlatan bir metin yazsaydınız hangi benzetmeleri kullanırdınız? 2. Bu cevap size kalmış…. 3. “Edebiyat Dili/Edebî Dil” adlı metindeki sanat tanımına katılıyor musunuz? Sanat bu tanımdaki sınıflandırmadan ibaret midir? Niçin? 3. Sanat kavramı yeni fikir ve düşünceler ortaya çıktıkça değişir. Buradaki tanım kullanılan malzemeleri dikkate almıştır. Yanlış değil ama mutlak doğrudur da diyemeyiz. 4. Edebiyatın ana malzemesi olan dil, başka hangi alanlarda kullanılmaktadır? İnsanlar iletişim araçlarından olan konuşma ve yazmayı bulamamış olsalardı günümüzdeki uygarlığa ulaşılabilir miydi? Tartışınız. Tartışmanız sonucu ulaştığınız görüşleri sınıf tahtasına yazınız. 4. Bilimde, sanatta, sporda ve günlük konuşma dilinde kullanılır. 5. İlk sanat dalı hangi devirde ortaya çıkmıştır? Bu soruya net bir cevap verebildiniz mi? Niçin? 5. Tarih yazıyla başladığına göre yazının icadından önceki dönemlerde insanlar mağaralara yaşadıkları şeyleri resmetmişler. Her ne kadar resimdir desek de buna net cevap veremeyiz. 6. Tarihte bilinen ilk yazılı eserimiz olan Göktürk Kitabeleri edebî metin kabul edilebilir mi? Niçin? 6. Edebi metin olarak kabul edilir. Çünkü içinde kullanılan kelimeler, anlamsal bağıntılar, kullanılan mecazlar ve sanatlar bize bunu bir metin olduğu göstermiştir. 7. Atatürk, sanata ve sanatçıya niçin değer vermiştir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız. 7. Atatürk sanata ve sanatçıya değer vermesindeki en büyük etken toplumların ileri medeniyet seviyesine ancak sanata önem takdirde olabileceğini söylemiştir. 8. Bir milletin medeni sayılabilmesi için hangi özellikleri taşıması gerekir? 8. Teknolojik gelişmelerin yanında sanata sanatçıya önem vermesi gerekiyor. 9. Ülkemizin diğer ülkelere daha iyi tanıtılabilmesi için ne tür faaliyetler yapılabilir? Bu faaliyetler ülkemizin hangi özelliklerini ön plana çıkarır? Aşağıya maddeleyerek yazınız. 9. Kültür sanat etkinlikleri Olimpiyatlar Yazarların eserlerinin diğer dillere çevrilmesi Turizm elçilerin örnek davranışları Turistlere yapılan muamele ve davranışlar Yöresel özellikte yemek, halk oyunları, spor gibi etkinlikleri yurt dışında çok sayıda gösterilmesi DEĞERLENDİRME 1. Aşağıdakilerden hangisi güzel sanat eseri kabul edilemez? A. Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı tablosu Ayşe’nin dokuduğu kilim C Ömer Seyfettinin “Diyet” adlı hikâyesi D Barış Manço’nun “Nazo Gelin” adlı şarkısı E Roden Rodin’in “Musa” adlı heykeli CEVAP B 2. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur? A. Zanaat, plastik sanatların oluşmasına neden olur. B. Zanaat, sanata fayda sağlar. C. Sanat, insanın varlık şartlarından biri değildir. D. İnsanın olduğu her yerde güzel sanat etkinliği yoktur. E. Güzel sanatlar, sanatçının sadece gerçek hayatla bağlantısını yansıtır. CEVAPB 3. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün sanat ve sanatçıya verdiği değeri yansıtmayan bir çalışmasıdır? A. Ankara Konservatuvarını açması B. Sanatçıları maddi ve manevi yönden desteklemesi C. Eski eserleri korumak amacıyla kararlar aldırması D. Bilinçli bir kamuoyu oluşturmaya çalışması E. Sofrasına sanatçıları davet etmesi CEVAPD 4. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız. D Sanat eseri tüm özellikleriyle başka bir esere benzemez, biriciktir. D Her sanat eseri, sanatçısını pek çok yönüyle temsil eder. Y Edebiyat, malzemesi insan olan güzel sanat dalıdır.Malzemesi dildir. D İnsanın her türlü etkinliği sanat olarak işlenemez. 5. Sanat ve zanaatın ortak ve farklı yönlerini sıralayınız. Farkları Sanat eseri biriciktir; zanaat eseri ise çoğaltılabilir. Sanat eseri alışılmışın dışında özgündür; zanaat eseri alışılmış bilinen tekrar edilendir. Sanatta yaratıcılık ön planda olmasına karşılık zanaatta ustalık ön plandadır. Sanat eseri güzellik amacı güder; zanaat ise yarar amacı. Sanatçı eserini oluştururken para kazanma amacı gütmez; zanaatçı para kazanmak ister. Benzerlikleri Her ikisi de el emeği ister. Her ikisi de biçim oluşturur. Her ikisi de bir beceri izlenimi verir. Her ikisinin de temelinde bir tasarım vardır. 6. “İnsanlarda birtakım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.” Mustafa Kemal ATATÜRK Yukarıdaki sözden çıkardığınız mesaj nedir? Bu mesaj, Atatürkçü düşüncenin hangi yönüyle ilişkilidir? her zaman toplumdaki diğer insanlardan daha faklı duygu ve düşünceler içindedir. Şairler her zaman topluma yön vermiş insanlardır. 7. Aşağıdaki cümleleri “Milletlerin Tanınmasında Güzel Sanatların Rolü” konusunda öğrendiğiniz bilgilere göre tamamlayınız. Milletlerin TANINMASINDA güzel SANATLAR etkin rol oynar. Atatürk, edebiyatı, en önemli SANAT araçlarından biri olarak görmüştür. 2. Edebiyatın Bilimlerle İlişkisi HAZIRLIK 1. Yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz insanların yaptıkları işler hangi bilim dallarıyla ilişkilidir? Bu insanların ilgilendikleri bilim dalları edebiyatta nasıl yer alabilir? Düşüncelerinizi belirtiniz. 1. Nükleer, astronomi ve tıp dalları vardır. Bunlar bir romancının kaleminde kurgu şeklinde yer alabilir. Mesela bir doktorun duygu ve düşünceleri hem tıpla hem de hayatıyla ilgili durumu romanda yer alabilir. “Ay’a gidecek araç, üç metre genişliğinde beş metre yüksekliğinde, alüminyumdan yapılmış dev bir araçtı. İlk defa alüminyum, bu kadar büyük bir aracın yapımında kullanılıyordu. Aracın içinde seyyahlara yetecek kadar su, yiyecek, ışık ve ısı temin edecek kadar gaz vardı.” Jules VERNE Jül Vern 2. Yukarıdaki paragrafta nelerden söz edilmektedir? 2. Paragrafta aya gönderilecek uzay aracından bahsetmektedir. 3. Jules Verne bu paragrafı ne amaçla yazmış olabilir? Jules Verne romanlarını yazmadan önce o konudaki ilim, fen ve teknoloji kitaplarını inceler; deneyler yapar; edindiği bilgileri hayal gücüyle bütünleştirip yazarmış. Sizce Jules Verne’in eserleri bilimsel buluşlara, keşiflere kaynaklık etmiş midir? Açıklayınız. 3. Bu konuda hayallerini ya da düşüncelerini insanlarla paylaşmak amacıyla yazmıştır. Eğer Jules Verne söylemiş olduğu şeyler ileri ki tarihlerde gerçekleşmişse bu noktada edebiyatın bilime katkısından bahsedebiliriz. ÇÖZÜMLEME-İNCELEME EDEBİYATIN BİLİM, FELSEFE, SANATLA İLİŞKİSİ 1. Metne göre dilin işlevi nedir? 1. Metne göre edebiyatın temelini dil oluşturur. Daha önce söylemiştik ki edebiyatın malzemesi dildir. Fakat diğer bilimlerinde de gelişmesi ve kendilerini ifade edebilmeleri için dile ihtiyaçları vardır. Ama edebiyatta dil bir amaç iken diğer bilimlerde dil bir araç konumundadır. 2. Edebiyatın insanı konu alan diğer bilim dallarıyla ilişkisi metinde hangi örneklerle verilmiştir? bir öyküde, bir romanda, bir oyunda, bilimsel bir konuda söyleşen; felsefeye dayanan bir konuda tartışan; psikolojik bir olayın içinde yaşayan insanın betimleme ya da çözümlemesi yapılırken ortaya edebiyatın, bilim, felsefe ya da psikolojiyle ilişkisi çıkmaktadır. 3. İnsanın düş dünyasının da edebiyata konu olduğu metinde vurgulanmaktadır. Hangi bilim dalı insanların hayal dünyası ile ilgili çalışmalar yapar? Ne tür eserlerde bu bilim dalının izleri görülebilir? 3. Psikoloji, insanı ve insanın hayal dünyası ele alır. Bilimsel ya da bilim kurgu metinlerinde bunları görebiliriz. 4. Edebiyat ile insanı konu edinen bilim dallarının birbirine benzeyen ve ayrılan yönlerini metinden yararlanarak aşağıya yazınız. 4. BENZERLİKLER. Her ikisinde de dil ortaktır. İnsanı merkeze alır ve yaptığı her şeyde insanı anlatır. Yapılan faaliyetlerde insanın faydası söz konusudur. Birbirinden farklı olsa da kendine has yöntemleri vardır. FARKLILIKLARI Dilin işlevleri açısında farklılık izah eder. Edebiyat sanatsal, heyecan bildirme ve şiirsel işlevleri kullanırken bilim göndergesel işlevi kullanır. Amaçları farklıdır. Edebiyat estetik zevk için yazılır ama bilim hayatı kolaylaştırmak ya da yeni buluşlar için ortay çıkar. Biri öznel diğeri nesneldir. Kullanılan kelimeler farklıdır. Biri gerçeğin ta kendisidirbilim , diğeri kurmacadır edebiyat Birinde imgesel dil var, diğerinde bilimsel dil var. Edebiyat bilimden faydalanabilir ama bilim, kurmaca olduğu için edebiyattan faydalanamaz. ANLAMA YORUMLAMA 1. Siz bir roman yazsaydınız görüşlerinizi, dünyaya bakış açınızı, arzularınızı, hislerinizi bu esere ne ölçüde yansıtırdınız? 1. Cevabı size kalmış….. 2. Sınıfınıza getirdiğiniz roman, hikâye ve tiyatro metinlerini okuyunuz. Bu metinlerde bilimsel buluşlar, yenilikler, icatlar, felsefî düşünceler ne amaçla yer almıştır? Bu metinlerde ele alınan tema diğer bilim dallarında da incelenebilir mi? Açıklayınız. 2. Bu metinlerde bilimsel buluşlar, yenilikler, icatlar, felsefî düşünceler insanı daha iyi anlamak ve anlatmak için ele alınır. Edebiyat tema olarak diğer bilimlerden faydalanabilir ama bir bilim adamı bir şiir, roman ve hikayeden faydalanarak bilimsel buluşa başlayamazlar çünkü edebiyat kurmacadır. 3. Aşağıdaki metinleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Açıklayınız. … Gidiyorum artık gözlerinde mehtabı seyrettiğim Yakasına güneşi, saçlarına yıldızları taktığım Rüzgâr saçlım, gece gözlüm Eylülün sisleri içinde gördüğüm Gidiyorum artık gözlerinde mehtabı seyrettiğim. … Ayhan HÜNALP UZUN HAVALAR Kerkük’te hoyratlar, yaygın olduğu her yörede halk musikisinin özünü ve esasını oluşturur. Musiki formlarının en önemlisi ve en makbulüdür. Aşağıdaki hoyrat, bunu güzel bir şekilde ifade etmektedir Ağır ağır Adım at ağır ağır Besteylen gece bitmez İğit yiğit ol hoyrat çağır. Dr. Mahir NAKİP 3. Gerçeklik, kurgusallık, kullanılan kelimeler, dilin işlevleri bakımından farklılık arz eder. DEĞERLENDİRME 1. Edebiyatla ilgili aşağıda verilen bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız. D Edebiyatta, felsefeden yararlanırken amaç felsefe yapmak değildir. D Edebiyat, insanların her türlü faaliyetinden yararlanır. Y Edebiyatın bilim ve teknolojiyle ilişkisi yok denecek kadar azdır. D Edebiyat, insanı konu alan tüm bilim dallarıyla ilişki içerisindedir. D Edebiyat, sosyoloji biliminin verilerinden yararlanır. Y Edebiyat doğal varlıkların görüntüsünü olduğu gibi yansıtmalıdır. 2. “Eylül!.. Henüz renk ve güzel kokular bitmiş fakat baharın bol renkleri hissedilmez şekilde kaybolmuştu. Bu kayboluşta geri gelmek ister bir eda vardı amma bu hoş, acı, hırçın bir eda ve buna rağmen baharın rengi soluverdi. Artık uyanmış, tabiatın ruhunu görüyordu; yaprakların nasıl sararmış, birçoğunun düşüp çamurlarda çürümüş olduğunu görüyor ve şimdi, hava ne kadar güzel olsa, ne kadar çekici, bu renk ve güzel kokuların, ne kadar vefasız, ne kadar ele avuca sığmaz, elde iken kıymeti bilinmemiş, öylece harcanmış bir hazine olduğunu acı acı görüyordu. İşte artık ne bir çiçek kalmıştı ne de güzel bir koku… Artık tahammül de kalmamıştı. Hepsi çürümüştü… Evvelden yağsa umursamazlardı. Yağmurdan sonra yeni bir hayat, yeni bir tazelik gelirdi. Şimdi ise… İşte yağmur, işte kış her şeyi çürütüyordu. Her şeyi…” Mehmet Rauf’un “Eylül” romanından alınan paragrafta, yazar edebî eseri oluştururken aşağıdaki bilim dallarının hangisinden yararlanmıştır? A. Sosyoloji B. Antropoloji C. Psikoloji D. Tarih E. Kimya CEVAP C 3. Edebî eserlerin temasında sanata özgü bakış açısı nasıl yansıtılabilir? Açıklayınız. 3. Edebi eserlerin temasında bir sanata özgü bakış açısı, insanın kahramanlarının sanata özgü bakış açısı hakkında söyleşirken, tartışırken kahramanlarının betimleme veya ruhsal çözümlemesi yapılırken yansıtılabilir. 4. Edebî eserlerde insan faaliyetlerine niçin yer verildiğini açıklayınız. 14’teki “EDEBİYATIN KONUSU VE İŞLEVİ ” metninin ilk cümlesinden anlaşılacağı edebiyatın amacı insanı insana tanıtma; insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltmedir. Edebi eserlerde insana ait duygu ve düşüncelerde elbette ki yer alacaktır çünkü temelinde insan vardır. 3. Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi Konu işlenişi 9. sınıf dil ve anlatım dersi 1. ünitedeki “Dil ve Kültür İlişkisi” konusuyla ilişkilendirile­cektir. HAZIRLIK Deli rüzgâr gibi bağrımda esen Sabrımı savuran hasretinle sen Çektiğim dertleri bilmek dilersen Saçının telini sayıver de gel. Necmettin Halil ONAN Selçuklu soyundan olan beylikler içinde en uzun ömürlü olup sağlam ve düzenli bir devlet kuran Küçük Asya Selçukluları veya Rum Selçukluları olmuştur. Sonradan tamamen Türkiye olacak olan bu küçük Asya’nın gerçek fethini başlatan da onlar olmuştur. Prof. Dr. Robert MANTRAN 1. Yukarıdaki metinler hangi yönlerden birbirinden ayrılmaktadır? Bu metinlerin yazılış amaçları nedir? 1. Biri şiirsel işlevde yazılmış diğeri göndergesel işlevde . Biri duygu ve düşüncelere hitap eder, diğer bilgi verir. Biri dizelerle yazılmıştır, diğeri düzyazı şeklindedir. Biri imgesel anlatıma sahiptir, diğeri sade ve yalın anlatıma sahiptir. Biri kurmacadır, diğeri tamamen gerçektir. Biri özneldir, diğeri nesneldir. Biri yan anlam ve mecaz anlam bakımından zenginken diğerinde kullanılan kelimeler gerçek anlamlıdır. 2. Dil olmasaydı insanlık bugünkü medeniyet seviyesine ulaşabilir miydi? Görüşlerinizi belirtiniz. 2. Olmazdı. İnsanlar daima konuşarak etkileşim halindedir. Bugünkü medeniyet seviyesine ulaşmamızdaki en büyük etken dilin insan hayatındaki yeridir. ÇÖZÜMLEME- İNCELEME 1. metin RAKS EDEN DİL 1. Metinde şiir ve dilin gücü hangi örneklerle açıklanmıştır? 1. Homeros’un destanları, Divan şairlerinin Türkçeye şarkı söyleten beyitleri, Fikret’in, Mehmet Akif’in ,Haşim’in ve Yahya Kemal’in kelimelerle sanki bir tablo çizdiği şiirleri, Hacı Bayram Veli’nin “gönlüm” şiiri, Yakup Kadri’nin hatırladığı bir halk türküsü, Endülüs’te Raks şiiriyle metinde şiir ve dilin gücü açıklanmıştır. 2. Metinden Türk kültürüne ait hangi bilgileri ediniyorsunuz? Bu bilgilerin, şairlerin şiirlerinde yansıması ne şekilde olmuştur? İnsanın her türlü birikimi kendinden sonraki kuşaklara nasıl aktarılmıştır? 2. Dervişlik geleneğinden, bayram geleneğinden, Halk Edebiyatı ve Divan edebiyatına ait Nedim, Akif, Fikret , Hacı Bayram gibi şairlere ait bilgiler elde ediyoruz. Bunların çoğu bir sonraki kuşağa dil vasıtasıyla aktarılmıştır. Dil kültürü bir sonra kuşağa taşıyan en önemli unsurdur. 3. a. Metinde bahsedilen şairlerin adlarını ve bu şairlerin yaşadığı yüzyılları aşağıya yazınız. 3. a. Veli 14. – 15. yy, Karacaoğlan M. Akif, A. Haşim, Yahya Kemal 19. ve 20. yy. şairlerden bazıları aynı yüzyılda yaşamadıkları hâlde onları ortak bir noktada birleştiren olgu nedir? yüzyılda yaşamasalar da kullandıkları dilin Türkçe olmasıdır. c. Aynı dili konuşan insan toplulukları ortak kültür değerlerini nasıl paylaşırlar? Metinden de örneklerle düşüncenizi belirtiniz. c. Aynı dili konuşan insanlar yüzyıllardan beri gelen ortak kültürlerini babadan oğula, kuşaktan kuşağa nesilden nesile aktararak bugüne getirirler ve bugün yaşadığımız topraklar belli bir gelenek varsa bunu da konuştuğumuz bu dile borçluyuz. 2. metin DEYİMLER VE DEYİMLERDE AKTARMALAR 5. Deyimler, dilin hangi özelliğiyle oluşur? Yukarıdaki metne göre, deyimler oluşturulduğu toplumun ne tür özelliklerini yansıtır? Bu özellikleri topluca anlatan kavram nedir? 5. Deyimler sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak gelir ve hepsinin de oluşumunda bir tecrübe söz konusudur. Oluştuğu toplumun yaşama biçimini, kültürünü, gelenek görenek, örf ve adetleri ele alır. 6. a. “Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar” adlı metinden Türk kültürüne ait öğrendiğiniz özellikleri aşağıya yazınız. Baltanın önemi, odunun yaşamdaki yeri, mutfak kültürü, deniz ve çay çevre koşulları. b. Bu özellikler size ne aracılığıyla aktarılmıştır? b. Bütün deyimlerin bir hikayesi vardır. Bunlar dille anlatılmıştır. 7. “Gözde” kelimesini başka dillere çevirdiğimizde, tam karşılığını bulabilir miyiz? Niçin? Bir dilin, “tinsel tabaka” kültür alanının oluşumundaki rolü nedir? Metinlerdeki örneklerden yola çıkarak dilin, bireyin kültürel kimliğini oluşturmadaki rolünü açıklayınız. 7. Gözde kelimesini başka dillere çevirdiğinize aynı şekilde çevirmek mümkün değildir. Çünkü her dilin kendine ait mecaz ve yan anlamları vardır ve bunların diğer dillere çevrilmesi kolay değildir. Bir dilin kültürü oluşturmada rolü çok büyüktür. Bütün kültür öğeleri dille aktarılır. Dilin kullanımı bireyin kültür kimliğinin göstergesidir. Kişinin kültürel biçimlenmesi dille olur. 3. metin TÜRK EDEBİYATI VE TÜRK MİLLETİNİN KÜLTÜREL DEĞERLERİ 8. a. “Türk Edebiyatı ve Türk Milletinin Kültürel Değerleri” adlı metinde yazar, Türk medeniyetine ait pek çok özelliği Divanü Lügâti’t-Türk’ten öğrendiğini söylüyor. Yazarın sözünü ettiği eserden aldığı örnekten, Türklerle ilgili hangi tarihî ve sosyal bilgileri edindiniz? Aşağıya çizilen şemaya bu bilgileri yazınız. 8. a. Tarihi Özellikler –> Atlı ve göçebe bir medeniyet oluşturmuşlardır. Sosyal Özellikler –>> düğün, matem, savaş, yaşayış, kullanılan dil ve dini inanış. b. Dil, bireyin kültürel kimliğini hangi unsurlarla oluşturur ve ifade eder? Aşağıya yazınız. b. Birey, doğumdan ölüme kadar hayatında ne kadar bilgiye, görgüye, kültüre, dine, ahlaka, vicdana…. Sahipse bunların hepsini dilini kullanarak konuşarak, sorarak öğrenir ve bir sonraki bireylere de bunları aktarır. Birey aslında kendi toplumunun kültürünü öğrenerek toplumunda şekillenmesine vesile olur. 9. a. Gurbeti bir cümle ile anlatmanız istense nasıl ifade edersiniz? Cümlenizi aşağıya yazınız. Yazdığınız cümle ile arkadaşlarınızın cümlelerini karşılaştırınız. Yazarın verdiği örnek cümleyle Beşikten ötesi gurbet. sizin yazdığınız cümleler birbirine benziyor mu? Bu farklılığı neye bağlıyorsunuz? a. Kullanılan kelimeler aynı olsa da benzetmeler ve ifade ediş şekillerimiz kesinlikle aynı olmayacaktır. Bunda da en büyük etken duygu, düşünce ve hayallerimizin farklı olmasının yanı sıra dile hakim olup olmadığımızla ilgilidir. b. Yazdığınız cümle ile arkadaşlarınızın cümlelerini karşılaştırınız. Yazarın verdiği örnek cümleyle Beşikten ötesi gurbet. sizin yazdığınız cümleler birbirine benziyor mu? Bu farklılığı neye bağlıyorsunuz? b. c. “Dil” ile “söz” kavramları aynı anlamlarda mı kullanılır? Dili oluşturan sistemde yer alan ögeler bireysel istek ve amaçlara göre nasıl değişir? c. Aynı anlamlarda değildir. Her ne kadar insanlar dile direkt olarak bilinçli bir müdahale yapamasalar da aslında bütün doğal diller insanların istekleri doğrultusunda şekillenir. Yani illa ki şu veya kelimeyi kullanacaksın diye söyleyemesek de dili baskı altına alamasak da yine o dili bizim ve toplumun genel istekleri oluşturur. 10. Aşağıya verilen örneklerin hangisinde dil; bilim, günlük konuşma, edebiyat ve felsefe alanlarında kullanılmıştır? Örneklerin altlarına yazınız. a. “Bahçeye kurdum çifte salıncak Yâr gidip … yâr gelip … sallanacak.” EDEBİYAT b. “Günlük dil veya edebî dil, baştan başa bir kültür hazinesidir.” BİLİM c. “Sevmek anlamakla olur. İnsanlar anlamadıkları, tanımadıkları şeyleri sevmezler.” FELSEFE ç. “Canım, nasılsın?” GÜNLÜK KONUŞMA DİLİ Verilen örneklerdeki dil farklılığının sebepleri nelerdir? Örneklerin hangisi dilin kültür taşıyıcılığı yönünü en iyi kanıtlar? Neden? Günlük konuşma dili ile edebiyat, bilim ve sanatın dili farklıdır. ANLAMA- YORUMLAMA 1. Hacı Bayram Veli’nin “Bayram’ım imdi” dizesindeki “imdi” kelimesi günümüzde nasıl kullanılmaktadır? 1. Şimdi olarak kullanılmaktadır. 2. Yüzyıllar öncesinin şairi olan Hacı Bayram Veli, Yunus Emre, Fuzulî gibi şairlerin günümüzde hâlâ okunuyor ve beğeniliyor olmasını nelere bağlarsınız? Bu durum dilin kültür taşıyıcılığı rolünü nasıl kanıtlıyor? Dil ve anlatım dersi “dil ve kültür ilişkisi” konusuyla ilişkilendirerek soruyu yanıtlayınız. 2. Bu şairlerin halen okunuyor olmasında en büyük etken halkın ortak kültürüne hitap ediyor olmalarıdır. Kullandıkları dillerinde aynı olduğunu düşünecek olursak dil kültürü bir sonraki kuşağa taşıyan vazgeçilmez bir araçtır. “İncecikten bir kar yağar Tozar Elif Elif diye Deli gönül abdal olmuş Gezer Elif Elif diye” 3. Karacaoğlan’ın yukarıdaki dizelerinde kullanılan dilin günümüzde de kolaylıkla anlaşılıyor olmasının sebepleri nelerdir? 3. Halkın içinde yetişen bir şairin halkın duygu ve düşüncelerine hitap etmesidir. 4. İbn-i Sinâ hakkında yaptığınız araştırma ve okuduğunuz “İbn-i Sinâ” adlı tiyatrodan edindiğiniz bilgileri kullanarak İbn-i Sinâ’nın yaşadığı devirdeki kültürel özellikler hakkında bilgi veriniz. Araştırma ve tiyatro eserinden edindiğiniz bilgilerin birbirinin aynı olup olmadığını belirtiniz. matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin muhtelif alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn Sînâ 980-1037 matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları ve astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir. Araştırma metni ile tiyatro metni aynı şekilde anlatmasa konu bakımından aynı şeyleri ifade edebilir. DEĞERLENDİRME 1. Aşağıdaki dörtlük ve paragrafı okuyunuz. Dörtlük ve paragrafla ilgili verilen bilgilerden doğru olanların başına “D” yanlış olanların başına “Y” yazınız. “Ben gidersem, sazım sen kal dünyada; Gizli sırlarımı âşîkar etme. Lâl olsun dillerin, söyleme yâda, Garip bülbül gibi âh ü zâr etme.” Âşık Veysel ŞATIROĞLU “Türkçede ikinci ve daha sonraki hecelerde o, ö ünlüleri bulunmaz. Bunların yerini u, ü ünlüleri alır. İkinci hecede o, ö ünlülerinin bulunuşu ancak yabancı veya birleşik yazılan kelimelerde görülür.” Y İki metinde de kullanılan kelimeler birbirine benziyor. D İki metinde de Türk kültürüne ait özellikler hakkında bilgi vardır. D Dörtlüğün dili dilin şiirsel işleviyle oluşturulmuştur. D Paragrafın dili, dilin dil ötesi işleviyle oluşturulmuştur. D Dörtlüğün dili, günlük konuşma diline daha yakındır. 2. Aynı dili konuşan insan toplulukları aşağıdaki özelliklerden hangisini göstermez? A. Ortak kültür değerlerini korur. B. Ortak bir edebiyat zevki oluşturur. C. Farklı coğrafyalarda lehçe farklılıkları oluşturur. D. Dilin etimolojik yapısını inceler. E. Ortak bir tarih oluşturur. CEVAPD 3. Dil, bireyin kültürünün oluşmasında ne ölçüde etkendir? 3. Kişinin oluşmasında beşikten mezara kadar etki faktörlerin başında dil gelir. 4. Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız. Dilin EDEBİ kullanımıyla BİLİMSEL eserlerdeki kullanımı birbirinden farklıdır. Dilin KÜLTÜR taşıyıcı özelliği vardır 4. Metin HAZIRLIK Konu işlenişi 9. sınıf dil ve anlatım dersi 1. üniteyle ilişkilendirilecektir. 400’den Fazla Ölü Yunus Kıyıya Vurdu Afrika ülkesi Tanzanya’ya bağlı Zanzibar Adası’nın sahillerinde en az 400 ölü yunus bulundu. Yunusların toplu ölümünün ada turizmine büyük darbe vuracağı belirtiliyor. Eskiden Zanzibar’da yunuslar, köpek balığı avında yem olarak kullanılırdı. Son zamanlarda ise turizmin önemli bir gelir kaynağı olmuştu. Çünkü turistlerin büyük bir bölümü Zanzibar’a yunuslarla birlikte yüzmek için geliyordu. Basından, 29 Nisan 2006 Ses ve sözcük benzerliğinden yararlanılarak oluşturulan yarı anlamsız, hoş söyleyişli cümleciklere ya da sözcüklere tekerleme denir. Kıbrıs’tan bir tekerleme Bom bom bodabi Badi dabi ruzz; Bom bom bodabi Badi dabi girik Mehmet YARDIMCI 1. Sınıfınızda iki grup oluşturunuz. Gruplarınızla yukarıdaki metinleri oluşturan kelime ve cümleleri belirleyiniz. Bu kelime ve cümleler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Grupların belirlediği ortak görüşleri tahtaya yazınız. 1. Harfler heceleri, heceler sözcükleri, sözcükler cümleleri, cümleler de paragrafı oluşturur. Paragraf anlamlı sözbirliklerinin bir araya gelmiş şeklidir. Metni oluşturan unsurlar içinde illa ki bağdaşıklık ve bağlaşıklık olması gerekir. 2. Yukarıdaki tekerlemeye bir cümle diyebilir misiniz? Nedenleriyle belirtiniz. 2. Diyemeyiz çünkü anlamsal bir birliktelik oluşturmamıştır. ÇÖZÜMLEME – İNCELEME 1. metin GÖKTÜRK YAZITLARI 2001 ÇALIŞMALARI 1. “Göktürk Yazıtları 2001 Çalışmaları” adlı metin hangi amaçla yazılmış olabilir? Metnin yanında gördüğünüz fotoğraf bu metnin iletisinin ne kadarını verebiliyor? 1. Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Resimle verilen mesajı daha da desteklemek amaçlanmıştır. Tek başına resim verilmek isteneni sağlayamaz. 2. Aşağıdaki kelimeleri kullanarak metindeki birinci cümleyi kurmaya çalışınız. bugün, Türk, yurt, özellik, tutmak, fikir Verilen kelimelerle metnin ilk cümlesini niçin oluşturamadınız? 2. Oluşmadı çünkü bir metin oluşması dilbilgisi ve anlam bağlantısı olması lazım. Yani bağdaşıklık anlam, bağlaşıklık imla yönünden doğru bir yapıya sahip olması lazım. Anlamsal bir şeyler kafanızda çağrıştırsa bile dilbilgisi açısından sorun oluşturur. 3. a. Metnin ilk cümlesiyle ikinci cümlesi arasında bir anlam bağı var mıdır? Metinlerde cümleler arasında anlam bağı bulunması niçin önemlidir? a. Paragraflar tek bir düşünce etrafında şekillenir. Bunun içinde ilk cümle ile diğer cümleler arasında bağlantı olması gerekir. b. Metnin ikinci paragrafı, ilk paragraf ile bir anlam bütünlüğü içinde midir? Nedenleriyle belirtiniz. b. Bu nedenle birinci ve ikinci hatta diğer paragrafları arasında bir anlamsal bütünlük olması gerekir. Bu bütünlük olması temayı ve ana düşünceyi bulmakta sıkıntı yaşarız. c. “Göktürk Yazıtları 2001 Çalışmaları” adlı metnin ana düşüncesi ya da teması nasıl oluşturulur? c. Tema oluşturulurken ana düşüncesi oluşturan yardımcı düşünceler vardır. Bu yardımcı konusuna göre paragrafların içinde verilir. Bu yardımcı düşünceler paragrafların içinden toplanır ve tema elde edilir. ç. “Göktürk Yazıtları 2001 Çalışmaları” adlı metnin anlam birimlerinde kişi, mekân, durum ve başka bir nesnenin tekrar edilip edilmediğini açıklayınız. ç. Yukarıda sayılan unsurlardan sürekli söylenen yoktur, tekrar edilen yoktur. BAY HİÇ 4. “Bay Hiç” adlı metinde ilk ve yan anlamında kullanılan kelimeleri bulup aşağıya yazınız. İlk anlamda kullanılanlar siz, iş, ben, sabah, akşam, banka … Yan anlamda kullanılanlar tespih, boğuşma, tartmak… Bu kelimelerin metinde kullanılma amaçları nedir? Metinde yan anlamda kullanılan kelimeler sizde nasıl bir etki yarattı? Açıklayınız. Yan anlamlar genellikle temel anlam işlevsel ve benzerlik ilgisi kurularak oluşturulur. Yan anlamları kullanılması metnin daha iyi anlaşılması için uygundur. Soyut ve karmaşık ifadeler yan anlam ve mecazlarla daha rahat ifade edilebilir. 5. “Bay Hiç” adlı metinde okuyucunun sezgisine ve anlayışına bırakılan anlam değerleri var mıdır? Bir metinde böyle anlam değerlerinin bulunması gerekli midir? Niçin? 5. Sayılarla boğuşurum – tespih gibi çekerim – elimde tartar havalara atar tutarım gibi anlam değerleri vardır. İlla ki bunların kullanılması gerekmiyor. Mesela öğretici, bilimsel veya haber yazılarında bu tarz ifadeleri göremezsiniz. DİL BİLİMİ İLE METİN 6. “Dil Bilimi ile Metin” adlı metni anlamlı dil birimlerine ayırınız. Bu birimler arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız. 6. Daha önce de söylediğimiz gibi harfler heceleri, heceler sözcükleri, sözcükler cümleleri, cümleler de paragrafı, paragraflar da metni oluşturur. Bunların arasında bağdaşıklık ve bağlaşıklık ilgisi kurulması lazım. Yani kelimeler arasında dilbilgisi ve anlam yönünden bütünlük oluşması lazım. 7. “Dil Bilimi ile Metin” adlı metnin ikinci paragrafından “Bunlardan amacına uygun olanlarını seçer, birleştirir; düş gücünün yardımıyla yeni bir evren kurar; gerçek yaşama benzeyen kurmaca bir evren.” cümlesini çıkardığınızda paragrafın anlamında nasıl bir değişme olduğunu açıklayınız. 7. Cümleler birbirinin devamı niteliğindedir ya da bir cümle diğerinin neden – sonucudur. Dolayısıyla böyle çıkarma da metnin anlamı bozulur ya da daralır. 8. Okuduğunuz üç metinden hangisi ifade şekli bakımından diğerlerinden farklıdır? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız. 8. 3. metin olan “Bay Hiç” adlı metin diğerlerinden farklıdır. Edebi metin niteliğine sahiptir. Diğerleri öğretici metindir. 9. “Dil Bilimi ile Metin” adlı metnin yazılış amacı nedir? Bu metnin gerçeklikle ilişkisi var mıdır? Nasıl? Bu metni, sanat metni mi yoksa öğretici metin olarak mı değerlendirirsiniz? Niçin? 9. Bilgi vermek için yazılmıştır. Vardır. Öğretici metin olarak değerlendiririz. Çünkü bilgi amaçlı yazılmış, kelimeler gerçek anlamlı, gerçekliği var, göndergesel işlevde kullanılmış… ANLAMA – YORUMLAMA 1. Eğitim alanında kullanılabilecek otuz kelime belirleyiniz. Bu kelimelerle cümleler kurunuz. Daha sonra bu cümlelerden bir paragraf oluşturunuz. Bir cümleyi oluşturan anlamlı dil birlikteliklerinin paragrafın oluşumundaki etkisi nedir? Açıklayınız. 1. En küçük anlamlı dil birliği sözcüktür. Sözcükler söylenmek istenen bir ifade, bir düşünce, bir anlam etrafında birleşerek yeni bir anlamlı birim oluştururlar buna cümle deriz. Cümleler de bir düşünce bir görüş etrafında bir araya gelerek paragrafları oluşturur. Sözcüklerin paragrafın oluşumunda etkisi büyüktür. Paragraftaki düşünceyi oluştururken seçilen sözcüklerin bir kısmı paragraf içinde birkaç kez tekrarlanabilir. 2. Göktürk Yazıtları tarihî, edebî, kültürel, coğrafi bilgileri içeren metinlerdir. Bu yazıtlarla Türklerin devlet ve aile yapısı, yaşantısı; dil bilgisi kuralları; yaşadıkları bölgeler vb. hakkında detaylı bilgiler günümüze aktarılmıştır. Bu yazıtları bir iletişim aracı olarak değerlendirdiğinizde insanların ilk iletişimlerini nelerle, nasıl sağladığını; günümüzde iletişimi sağlamada metinlerin önemini açıklayan bir sunum hazırlayınız. 2. Sunum …. 3. Bir şiir yazsanız bu şiirde gerçekten yaşadıklarınızı mı yoksa hayallerinizi mi tema olarak işlerdiniz? Neden? 3. Şiir her ne kadar sanatsal metin olsa da gerçeklikten de bahsedebilir. Yani hem gerçek hem de hayallerden bahsedebilir. 4. Sınıfınıza getirdiğiniz haber metnini ve şiiri okuyunuz. Bu metinlerin yazılış nedenleri birbirine benziyor mu? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız. 4. Yazılış nedenleri aynı değildir. Şiir insanda duygu ve düşünce uyandırmak için yazılırken diğeri bilgi vermek amacıyla yazılır. DEĞERLENDİRME 1. Aşağıdaki metinleri ifade şekilleri, gerçeklikle ilişkileri, işlevleri ve yazılış amaçları bakımından birbirleriyle karşılaştırınız. Bu metinlerin benzerlik ve farklılıklarını belirleyiniz. BALTACI MEHMET PAŞA a. Adını tarihe Prut Savaşı ile yazdıran Osmanlı Devleti sadrazamı. 1660 yılında, o zaman Kastamonu sancağına bağlı bir kasaba olan, Çorum’un Osmancık ilçesinde doğdu. Gençliğinde ilim merakıyla Trablus, Tunus ve Cezayir’e kadar gitti. İstanbul’a döndükten sonra saraya girdi. Osmanlı’da sarayların muhafız kıtası olan Baltacılar Ocağında yetişerek yazıcılık halifeliğine kadar yükseldi. Nihat KAŞIKÇI-Hasan YILMAZ b. Nevbahar Hanım, neşesi, enerjisi ve iyimserliğiyle çevresindekileri çabucak rengârenk bir canlılığa boyayan, ünü mahallenin dışına taşmış bir miltti. Son yarım yüzyılda Moda’da doğmuş herkes mutlaka onu tanırdı. Çocukluğunda hem öğretmenlerinin hem de arkadaşlarının sevdiği ender tiplerdendi. İnsanların içindeki iyiyi uyandırır, tahrik ederdi. Tersine söylenirse insanların günlük yaşamda çok işine yarayan ve bu nedenle kullanıla kullanıla iyice geliştirdikleri bencillik, duyarsızlık, acımasızlık gibi duyguları kısa bir süre için uyuşturduğu düşünülebilirdi. Buket UZUNER 1. Birinci metinde ifade şekli kısa yalın ve net cümleler kullanılmış, diğer metinde ise betimleme ve sanatsal ifadeler kullanılmış. Birinci metin gerçeğin ta kendisidir diğeri ise kurmacadır. Yazılış amaçları bakımından birinci metin bilgi vermek, öğretmek iken diğer metin estetik zevk uyandırma için yazılır. İşlevleri bakımından birinci metin göndergesel işlev diğer metin heyecan bildirme işlevinde kullanılmıştır. 2. Metin hangi yönleriyle bir iletişim aracıdır? metin iletişim öğelerinin hepsinin barındırdığı için bir iletişim aracıdır. İleti-Gönderici-Kanal-Mesaj…. 3. Aşağıdakilerden hangisi bir ileti taşımaz? A. Afiş B. Yansıma ses C. Duvar yazısı D. Gazete E. Cümle CEVAP B 4. Aşağıdaki cümleleri uygun kelimelerle tamamlayınız. Okuyucunun sezgisine ve ALGISINA bırakılan anlam değerleri genellikle EDEBİ METİNLERDE yer alır. Bir metinde ilk cümle ile son cümle arasında ANLAM BAĞI vardır. Metin HAZIRLIK Benim yârim, bezden kilim Dokur Konya’da, Konya’da Bülbül gibi dertli dilim, Şakır Konya’da, Konya’da Mevlana’nın sezmediği, Mantıkların çözmediği, Kitapların yazmadığı, Fikir Konya’da, Konya’da Bekir Sıtkı ERDOĞAN “Sultan Hanım kaç yıldan beri bizim evde çalışıyor. Anımsamıyorum; herhâlde on yıldan fazla. Haftada iki gün gelir, karıma ev işlerinde yardım eder. Kısa boylu, hafif tıknaz, kaşları birbirine yakın, saçları ensesinde sımsıkı bağlı, incecik dudaklı, hemen hemen hiç gülmeyen, gülmek zorunda olduğu zaman da hemen utanıp başını önüne eğerek odadan kaçan, onu tanıdığım günden beri hep orta yaşlı bir kadın. Yaşını kendisi de bilmiyor. Geçenlerde, “Herhâlde elli varımdır.” diyordu. Erhan BENER 1. Yukarıdaki şiir ve paragraf farklı edebî metinlerden alınmış bölümlerdir. Sınıfınızda iki gruba ayrılınız. Gruplarınızla okuduğunuz metinlerin edebî bir metin olup olamayacağını tartışınız. Grupların vardıkları sonuçları tahtaya yazınız. 1. Her ikisi de sanatsal metinden alınmıştır. Her ikisi de sanatsal işlevde kullanılmıştır. Kelimeler yan anlam ve mecazlar bakımından zengindir. Okuyucunun kültürüne ve bilgisine göre değişir. Özneldir. Kurgusaldır. 2. Seyrettiğiniz bir dizinin oyuncusu, bu dizi çekimi bittikten sonra dizideki olayları yaşamaya devam eder mi? Neden? 2. Etmez çünkü dizideki olaylar kurmaca gerçektir. Senaristin dış dünyayı kendi içinde yorumlamasından ortaya çıkar. Günlük hayatta benzeri olaylara rastlasak da illa ki de yaşanması gerekmiyor. 3. Gruplara ayrılınız. Gruplarla sınıfınıza getirdiğiniz destan, masal, hikâye ve roman bölümlerini inceleyiniz. Bu bölümlerin alındığı edebî türlerin hangilerinin birbiriyle tür yönünden etkileşerek oluşturulduğunu tespit ediniz. ve masal gibi türler en eski anlatım türleridir. Sözlü kültürden ortaya çıkmıştır. Olağanüstülük olması ve yaşanabilirliği muhtemel olmayan eserlerken roman ve hikaye günümüze yakın tarihlerde ortaya çıkmış türlerdir ve yaşanabilirliği daha muhtemel eserlerdir. ÇÖZÜMLEME – İNCELEME DÖNÜŞ 1. Okuduğunuz metnin varlık nedeni aşağıdakilerden hangisidir? İşaretleyiniz. Olayları anlatmak Durumları anlatmak Duyguları anlatmak XXXXXXXXXX Düşünceleri anlatmak İnsanın kendisini ve dış dünyayla ilgili yaşantılarını anlatmak b. Okuduğunuz metinde aşağıdaki özelliklerin hangisi vardır? İşaretleyiniz. Öğretici özellik Sanatsal özellik x c. Sanat etkinliklerinin düzenleniş sebebi nedir? c. Estetik zevk vermek, çağrışımda bulunmak ve güzellikleri ortaya çıkarmak için yazılır. ç. Edebî metinlerin oluşturulma nedenlerini açıklayınız. c. Metnin oluşturulma nedeni yazarın hissetmiş olduğu duyguları anlatmasıdır. 2. a. Okuduğunuz metindeki olay herhangi bir insanın başından geçebilir mi? Nurhayat Hanım’ın oğlu kimdir? Hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu metin kurmaca mıdır, değil midir? Niçin? a. Bu metinde anlatılanlar bir insanın başından geçebilir. Belki birebir isim isim kişi kişi aynı mümkün değil ama olayların yaşanabilirliği yüksektir. Nurhayat’ın oğlu kimdir bilemeyiz, yazar bu bölümde tasvir kişi ve olaylar KURMACA GERÇEKLİK’ e uygun düşer. b. Metinden yazıldığı dönemin özellikleri ve o dönemdeki her türlü gerçeklik hakkında hangi bilgileri edindiniz? b. Metinden yola çıkarak yazıldığı sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişmeleri hakkında bilgi sahibi olabiliriz. c. “Dönüş” adlı metin kurmaca mıdır, değil midir? Örneklerle açıklayınız. c. Kurmacadır. Çünkü metindeki kişinin kafasından geçen duygular ancak ve ancak kurgulanarak ortaya konulabilir. 3. a. Okuduğunuz hikâyede dile getirilen gerçeklik bir kişiye, yalnızca bir olaya veya bir anı anlatmaya mı özgüdür? Niçin? a. Bir olay veya anı anlatarak insanların bu olay ve anı karşısında duygulanmalarını, estetik zevk duymaları amaçlanmıştır. Bu da sanatsal metinlerin amaçlarındandır. b. Hikâyede, bir kişinin yaşadıklarından yola çıkarak tikelde tümelin hangi unsurlarla temsil edildiğini örneklerle açıklayınız. b. Anne ve çocuk üzerine kurulu bir olay olsa yani özeli ilgilendiren bir olay olsa da bu tarz olaylar genelin başından da geçebilmektedir. 4. Hikâyedeki olay sizde ne tür düşünce ve duyguların oluşmasını sağladı? Hikâyedeki olayı televizyon ya da gazetelerden öğrenebilir miydiniz? Niçin? Edebî metin nasıl bir iletişim aracıdır? 4. İnsanın duygulanmasına vesile oluyor. Bunu öğrenebilirdik ama aynı duygu çağrışımını biz de uyandırmayabilirdi. Edebi metin duyguları harekete geçiren bir iletişim aracıdır. 5. a.“Dönüş” hikâyesiyle ilgili istenen bilgileri aşağıya yazınız. 5. Hikâyedeki olay nedir? Nurhayat’ın oğlunun yurt dışından dönmesi Bu olayı yaşayan kişiler kimlerdir? Nurhayat’ın oğlu, Hacı’nın karısı Olay ne zaman yaşanmıştır? Net değil, Olay nerede yaşanmıştır? Nurhayat Hanım evi ve içi b. Yazdığınız bu bilgileri metindeki hangi paragraflardan öğrendiniz? Bu paragraflar anlam ve dil bilgisi yönlerinden birbirleriyle nasıl bağlanmıştır? Açıklayınız. b. Metin anlamsal olarak bir bütünlük sağlamakta olup yukarıdaki bilgileri metnin bütününde görebiliyoruz. Metinde bağlaşıklık ve bağdaşıklık kurallarına dikkat edilerek paragraflar oluşturulmuştur. c. Okuduğunuz hikâyenin yapısı hangi unsurlarla oluşturulmuştur? Metinden örneklerle açıklayınız. c. Hikayede 4 unsur vardır. Olay örgüsü, yer, zaman ve kişidir. 6. “Dönüş” adlı hikâye hangi iletiyi vermeye çalışmaktadır? Hikâyenin oluşturulma sebebi sizce nedir? Düşüncelerinizi örneklerle açıklayınız. 6. Elimizde kıymetini onları kaybetmeden bilmeliyiz bu metnin iletisidir. Hikaye ise okuyucuda bir duygu uyandırmak amacıyla yazılmıştır. 7. Hikâyede, aşağıda belirtilen dilin işlevlerinden hangisi / hangileri kullanılmıştır? Soruyu dil ve anlatım dersinde öğrendiğiniz bilgilerden hareketle yanıtlayınız. a. Duygusal ve anlatımsal işlev XXXXXXXXXXX b. Alıcıyı harekete geçiren işlev c. Bağlamsal işlev XXXXXXXXXXX ç. Dil ötesi işlev d. Edebî veya şiirsel işlev XXXXXXXXXX 8. “Ben buradayken de soğuk vururdu ağaçlara. Bahçeyi ayrık otları kaplar, sarnıcın suyu çekilirdi. Ama şimdi, ne tuhaf… İlkyaz hiç gelmemiş gibi.” cümlelerindeki hangi kelimeler gerçek, hangi kelimeler mecaz anlamda kullanılmıştır? 8. Mecaz anlam soğuk vurmak, kaplamak, suyu çekilmek, gelmemiş gibi Gerçek anlam Yukarıdakilerin dışında olanlar gerçek anlamlıdır. 9. Hikâyeyi yeniden okuyunuz. Bu okuma sonucunda daha önceki okumanızdan farklı olarak hangi bilgileri, izlenimleri edindiğinizi belirtiniz. Bir edebî metin her okunduğunda yeni anlamlar kazanır mı? Nedenleriyle açıklayınız. 9. Sanatsal metinler her okuyuşta yeni anlam kazanır çünkü metni okuyan kişinin zaman içinde kültürü, bilgisi, alakası ve motivasyonu değişeceği için her okuyuşta farklı anlam kazanabilir. 10. “Baktım kedi. Merdivenleri hızla inerek bahçeyi bir uçtan bir uca geçti, taş duvarın üstünden atlayıp kayboldu. Kediyi görünce bacadan tüten dumanı anımsadım.” Paragrafta koyu yazılmış kelimelerle bir ya da iki cümle kurunuz. Kurduğunuz cümle ya da cümleler ile paragraftaki cümleler, başka bir metinde kullanılsaydı yine verilen paragrafla aynı anlamda mı kullanılmış olurdu? Tartışınız. Tartışmanız sonucu kararlaştırılan görüşü tahtaya yazınız. 10. Yukarıdaki kelimeler başka bir sözcükte kullanıldığı aynı anlamda kullanılmak zorunda değiller, mecaz, terim, yan veya gerçek anlamında da kullanılabilirler. Bunu belirleyen şey anlatım özelliğidir. 11. “Bir çocuk varmış. Bir gün evine dönmeye karar vermiş. Evine dönerken bir canavarla karşılaşmış.” Şeklinde bir anlatımla bir hikâye başlayabilir miydi? Böyle başlasaydı yazının türü ne olurdu? Okuduğunuz hikâyedeki anlatımın verilen cümledekine benzeyen yönleri var mıdır? Bu hikâye kendinden sonra yazılan metinlerle hangi yönlerden ilişkili olabilir? Açıklayınız. 11. Eğer o şekilde başlasaydı türü masal olurdu. Benzeyen yönleri yok. Her metin tema yönünden birbirine benzese de biçem yani üslup yönünden farklılık arz eder. Herkes gül üzerine şiir yazar ama anlatımları birbirinden farklıdır. 12. Aşağıdaki sanat türleriyle insanın her mekânda ve zamanda anlatma, gösterme ve coşku ile dile getirme, kendini ifade etme tarzlarından uygun olanları birbirleriyle eşleştiriniz. 12. Hazırlık bölümündeki şiir Coşku ile dile getirme Pandomim sanatçısının oynadığı tiyatro Gösterme Okuduğunuz hikâye Anlatma 13. Hikâye, evine dönen bir insanın yolda gördüklerinin tasviriyle başlamış. Evinde yapacağı konuşmanın hayaliyle devam etmiş. Kendi iç hesaplaşmalarıyla yaptığı hataların onu yaşadığı güne getirmesiyle sürmüştür. Hikâyenin devamında olanlar hakkında bilgi veriniz. Bu tür metinlerde dış dünyaya ve insana özgü olaylar, duygular ve düşüncelerin verilişinde nasıl bir bütünlüğün olduğunu metinden örneklerle açıklayınız. 13. Evin bahçesine girmesi ve bahçenin betimlemesi ile söylemek istediklerini düşünmesi – kapıyı çalması ve annesinin öldüğünü öğrenmesi… Bu tür metinlerde “dış dünya ve insana özgü her türlü gerçeklikle duygu ve düşünce öğelerinin birleşerek, ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu” söyleyebiliriz. “Bir geminin beyazında, trenlerin, uçakların alnında”, “Lambamın ışığına üşüşmeyecek Türkçe sözcükler.”, “Sen yokken ağaçlara soğuk vurdu.” vb. 14. Bu hikâye hangi yıllarda yazılmış olabilir? Bunu hikâyedeki hangi verilere göre belirlediniz? 14. Gemi, uçak, otobüs gibi kavramlar geçtiği için günümüze yakın zamanda yazılmıştır. ANLAMA YORUMLAMA 1. “Dönüş” adlı metindeki olay, dilin alıcıyı harekete geçiren işleviyle anlatılabilir miydi? Nedenleriyle açıklayınız. 1. Olmazdı. Emir içeren cümlelerle duygusallık ifade edilmez. 2. “Dönüş” metninin iletisi sizce nedir? Her metnin bir iletişim aracı olduğunu söyleyebilir misiniz? Bir hikâye ile gazete haberi aynı türden iletişim araçları mıdır? Niçin? 2. Metnin iletisi kavuşamama, hasrettir. Her metin bir iletişim aracıdır. Hikaye ve gazete aynı türden bir iletişim aracıdır değildir. Çünkü gazete bilgi vermek amacıyla yazılır , hikaye duygulandırmak ve estetik güzelliği ortaya çıkarmak için yazılır. Hikayede kelimeler mecaz ve yan anlam bakımından zengin, diğerinde hepsi gerçek anlamlıdır. Hikaye sanatsal işlevde yazılırken gazete göndergesel işlevde yazılır. Biri kurmacadır, diğeri gerçektir. 3. Hikâyeden yan anlamda kullanılmış kelimeler bulunuz. Edebî metinlerde yan anlamın niçin tercih edildiğini açıklayınız. 3. Alnında, üşüşen Türkçe sözcükler, ağaçlara soğuk vurdu, doymadın mı dünyaya” Edebi metinlerde yan anlamların tercih edilmesinin nedeni edebi bir dil oluşturmak, okurun sezgi ve algısına seslenerek iletiyi sunma, duyguları etkili biçimde harekete geçirme isteğinden olabilir. 4. “Dönüş” adlı metinde işlenen konuda bir tiyatro yazmayı deneyiniz. Yazdığınız tiyatro eserinde hikâyeden ne ölçüde esinlendiğinizi açıklayınız. 4. Yazılabilir. DEĞERLENDİRME 1. Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Şiirle ilgili olarak verilen bilgilerden doğru olanların başına “D” yanlış olanların başına “Y” yazınız. YAŞAMAK SEVMEK DEMEKTİR Sevmeyi öğrendin mi insan kardeşini? Kurtlarla kuşlarla aran nicedir? Boş ambar misali tamtakırsa yazılı ömrüm Yürek dediğin sevmek içindir. Bu dünyayı sevmeye geldin Yaşamak sevmek demektir inan Sevgidir dünyamızın direği Gayrısı yalan. Kemal OR D Şiirin yazılış amacı sevginin yüceliğini anlatmaktır. D Şiirde anlatılanların gerçeklikle ilişkisi vardır. D Şiirde bazı kelimeler mecaz anlamda kullanılmıştır. Y Şiir her okunuşunda size farklı anlamlar vermemektedir. D Şiirde yazıldığı dönemin sosyal sorunlarıyla ilişkili bilgiler yer almaktadır. D Şiirde organik birliği sağlayan ögeler mevcuttur. 2. Edebî metnin oluşturulma nedeni nedir? 2. Estetik zevk uyandırmak, çağrışımda bulunmak ve güzelliği ortaya çıkarmak için yazılır. 3. Aşağıdaki iletişim araçlarından hangisi diğerlerinden farklıdır? A. Dergi B. Roman C. Gazete D. Broşür E. İlan CEVAPB 4. Aşağıdaki cümleleri bu konuda öğrendiğiniz bilgilere göre tamamlayınız. Edebî ESERLER yan ANLAM içerir ve her OKUNDUĞUNDA yeni anlam değerleri KAZANIR. Edebî metin ANLAMLI dil birlikteliklerinden oluşur. I. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI 1. Bir sanat eseri ile bu sanat eserine ilham veren nesnenin arasındaki farkları aşağıya yazınız. 1. Sanat eserinde estetik güzellik ön plandadır. İlham veren eserde ise fayda ön plandadır. İlham veren eserden binlerce olabilirken sanat eserinden bir tane olur. 2. Aşağıdakilerden hangisi güzel sanat eserlerinin özelliklerinden değildir? A. Hayallerin dile getirilmesi B. Gerçek ve hayalin iç içe geçmesi C. Duygulara hitap etmesi D. Bilgilendirme amaçlı olması E. Teknolojik verileri, hayallerle beraber vermesi CEVAP D 3. Edebiyat aşağıdaki hangi bilim dalıyla ilişkili değildir? A. Paleontoloji B. Zooloji C. Felsefe D. Tarih E. Sosyoloji CEVAP B Soru1 ............... haz oluşturmak Güzel sanatların temelinde vardır. 2 Zanaantın sanattan ayrılan en temel farkı gözetmesidir. 3 1 ............... haz oluşturmak Güzel sanatların temelinde vardır. 2 Zanaantın sanattan ayrılan en temel farkı gözetmesidir. 3 eserlerde dil genelde göndergesel işlevde kullanılır. 4 Teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıkan ses ve görüntüyü bir arada sunan kolu............. 5 metinler yazıldığı dönemin dil özelliklerini yansıtır. 6 Ritmik sanatların diğer adı sanatlardır. 7 Göktürk Yazıtları hem tarihçiler hem de tarihçileri için için bir kaynaktır. 8 Malzemesi ............. olan güzel sanat etkinliğine edebiyat denir. 9 9 Edebiyat kökenli bir sözcük olup günümüzde kelimesini edebiyat yerine kullanılır. 10 Bir milletin sahip olduğu maddi ve manevi bütün ögeler onun oluşturur. 11 Trileçe tatlısının nasıl yapıldığını anlatan bir metin metindir. Güzel sanatları kabaca görsel sanatlar olarak adlandırabiliriz. Fakat Güzel Sanatlar tam olarak ne anlama gelir, ne demektir, güzel sanatlar özellikleri nelerdir, güzel sanat dalları hangileridir şeklindeki soruların cevapları aşağıda Sanatlar Kaça Ayrılır?Sanat genel olarak önce iki gruba ayrılır;Pratik sanatlar / endüstriyel sanatlar zanaatGüzel sanatlarGüzel sanatlar deyince aklımıza, insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği, tam yetkinleşemediği dönemlerde, çizgi, boya, kil yoluyla içini döktüğü biçimler, desenler, çeşitli oluşumlar gelir. Yetkinleştiği dönemlerde ise, örnekler çok çeşitli. Sözgelimi, ünlü rönesans sanatçıları, yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonra şiirler ya da Mimar Sinan’ın camileri, çeşmeleri, köprüleri, vb. derken günümüzün sanat eserleri, insan aklıyla duygularının estetik beğenisiyle yaratıcı gücünün ortaya koyduğu, bilim ve teknolojinin de en üst seviyelerindeki çağımız sanatçılarının sanat ürünleri ortaya çıkmıştır Çağdaş resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, incecik kullanım eşyaları, sesin, ışığın, rengin, oyun gücünün birleştiği büyük sahne olayları, türlü tasarımlar. Sponsorlu Bağlantılar Güzel sanatlar, güzellik ve zevkle ilgilenen sanatlar için kullanılır. Bu terim ilk defa Fransızcada beaux arts olarak, resim, heykel, baskı gibi görsel sanatları tanımlamak için bulunmuştur. Günümüzde daha çok, klasik veya akademik sanatla bağlantılı olan geleneksel görsel sanatlar anlamına gelir. Güzel sanatlar teriminin ortaya çıkışındaki motivasyon, resim, heykel gibi görsel sanat dallarını; tekstil, seramik gibi zanaat ve uygulamalı sanatlardan ayırmaktı. Buradaki “güzel”, sanat eserinin niteliğini değil, disiplinin estetikle bağlantısını vurgulamak için kullanılmıştır. Günümüzde icra edilen ve sadece resim, heykel ve baskıyla kısıtlı olmayan modern ve çağdaş sanat eserleri için açıklayıcı ve kapsayıcı olmadığından, buna alternatif olarak görsel sanatlar tabiri kullanılmaktadır. Güzel sanatlar içine, Ortaçağ bilginleri tarafından on sanat sokulmuştur. BunlarSarf dilbilgisiNahiv sözdizimiİlmi beyan güzel konuşma bilimiBelagat güzel konuşma bilimiİstatistikFelsefe,Musiki,MatematkGeometriİlmi heyet astronomiidi. Fakat bunlardan çoğu, bilimler arasına girmiş ve güzel sanat olmaktan – Edebiyat Kelimelerle yapılan bir güzel sanattır. Nazım ve nesir yolundaki bütün eserler bu kola girer. 2 – Resim Yağlı, sulu ya da kuru boyalarla bir zemin üzerine çizgiler çizme ve boyama suretiyle yapılan güzel sanattır. Resim yapan sanatçıya ressam adı verilir. 3 – Heykel Ya tabiatta var olan ya da hayalde canlandırılan varlıkları,taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanmak suretiyle üç boyutlu olarak yapma işidir. Heykel yapanlara heykeltıraş adı verilir. 4 – Mimarlık İnsanların estetik zevklerine hitap edecek şekilde yapılar yapmaktır. Tarihî olmak özelliğini kazanmış yapıtlar, tapmaklar, camiler, saraylar, bir medeniyetin en güzel eserlerini meydana getirirler. Sanatçılarına mimar adı verilir. 5 – Musiki Müzik Sesleri melodi haline getirme sanatıdır. Müzik, pek çok bölümlere ayrılır. Musiki bestecilerine musıkişinas denir. 6 – Tiyatro Bir hikâyenin, sahnede, oyuncular tarafından canlandırılarak temsil edilmesi sanatıdır. Bugün tiyatro eserleri, sinemalarda, radyolarda, televizyonlarda yer almaktadır. Eseri oynayan sanatçılara aktör, aktris adı verilir. 7 – Dans Musikiye uyularak yapılan ritmik hareketlerdir. Pek çok çeşitleri dışında olarak, bugün, sinema ve fotoğrafçılığı da güzel sanatlar arasında sayanlar Sanatlar Nasıl Sınıflandırılır?Geleneksel ve çağdaş olmak üzere iki biçimde sınıflamak, bize bazı kolaylıklar getirebilir. Geleneksel sınıflama, güzel sanatları, hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi “görsel sanatlar” plâstik sanatlar, göze ve görmeye dayanan sanatları, resim, heykel, mimari gibi dalları bir grupta toplar. Fonetik sanatlar, müzik ve türleri ile edebiyatı; ritmik sanatlar ise, hem görme ve hem de hareketle ilgili olan sinema, opera gibi sanatları kapsar. Ancak, bu sınıflandırmanın ister istemez dışında kalabilen bazı türler de olabilir. Sözgelimi, karikatür veya seramik gibi. Bu sebeple, daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği gözönünde bulundurulmaktadır. Buna göre, şöyle bir sınıflandırma yapılabilir Yüzey Sanatları Tüm iki boyutlu sanat çalışmaları, yani bir eni ve bir boyu olan kâğıt veya tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine uygulanan sanatlardır resim ve türleri yağlı boya, sulu boya, baskı sanatları, afiş, grafik çizimler , duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, batik, süsleme vb. Hacim Sanatları Üç boyutlu sanat çalışmalarıdır. Sözgelimi heykel, seramik, anıtlar gibi. Mekân Sanatları İç ya da dış mekânı içine alan ya da düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimarî olmak üzere bahçe mimarîsi, peyzaj mimarîsi, çevre düzenlemesi gibi mekâna ilişkin tüm tasarım çalışmaları. Dil Sanatları Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır; roman, hikâye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi. Ses Sanatları Müzik ve bütün türlerini kapsayan sanatlardır Halk müzikleri, klâsik müzikler gibi. Hareket Sanatları İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanatlardır Bale, dans türleri, Halk dansları, pandomim vb. Dramatik Sanatlar İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz. Böylece, bütün sanat dallarını içine alan bir sınıflandırma yapmış SANATLAR NEDİR HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ… Sözlükteki alışılagelmiş kalıpların dışında sanat demek, farklı olmak demektir. Çünkü, iki insan aynı manzaraya baktığında aynı duyguları yaşayamaz ve aynı ayrıntıları fark edemez. İşte nasıl ki insan herkesin gördüğünü göremez ve hissettiğini hissedemezse sanat eserlerini yegane ve eşsiz kılanda bu taklit edilemez bakış açısıdır. Sanat eserlerini tarihi ve günümüz bakış açısıyla değerlendireceğimiz bu yazımızda, gerek görsel gerekse duygusal sanat eserlerinin hepsine değineceğiz. Bu durumu en güzel anlatan sözcükler Schopenhauer’den gelmiştir sanırım, “Nesnelerin çekiciliği bize dokunmadıkları ölçüdedir. Hayat hiçbir zaman güzel değildir; güzel olan hayat üzerine yapılmış betimlemelerdir sadece.” Gördüğünüz gibi bu cümleden de anladığımız üzere, sanatın gerçek hayatı yansıtması olanaksızdır. Çünkü hayal dünyasıyla bezenmemiş ve insanın bilinçaltıyla yoğrulmamış sanat eserlerinin fark yaratması biraz zordur. Klasik bir girişle sanat demek Şiir, müzik, resim, heykel, mimar, gibi insanlarda estetik yönden bir zevk duygusu uyandıran sanatlara verilen isim. Güzel sanatların amacı güzelliği ifade etmek ve yorumlamaktır. Avrupa milletlerinde yukarda sayılan dalların hemen hemen hepsi vardır. Geçmişten kalan ve günümüzde ortaya konan eserler, bu dalların birbirine ve kendi içlerindeki bölümlerine aittir. Güzel sanatların bazılarına Türk-islam medeniyetinde rastlanmaz. Bunlar, İslam dininin yasak ettikleridir. Güzellik; cemiyetlere, zamana ve bazen insana göre değişen izafi bir kavramdır. Güzellik, eşya ve olayların insan tarafından anlamlandırılmasından doğan bir anlayış ve hükümdür. Bu anlayış ve hüküm, her zaman değişebildiğinden, bazı cemiyetler için güzel bilinen şeyler, bir başka cemiyet için çok çirkin olabilir. İnsanların sahip olduğu inançların da, güzelin tarif, tespit ve anlamına büyük etkisi vardır. Asırlar boyunca Müslümanlarda, islamiyet’in bildirdiklerine ters bir güzellik olamayacağı anlayışı hakim olmuştur. Bu bakımdan Türk-slam medeniyetinde güzel sanat dallarının Avrupa’da bulunan şiir, mimari gibi dalların yanı sıra hatt, tezbih, tezhib, tezyihat, hakk, oyma vs. orijinal ve fevkalade güzel sahaları doğmuştur. Asırlar boyunca bu sahalarda gelişen ve paha biçilmez eserler verilen güzel sanat dallarına, Meşrutiyetten sonra Avrupa’dan yavaş yavaş resim, heykel ve bunlara benzer sanatlar da dahil edilmiş, zamanla yaygınlaşmıştır. Son yıllarda kendi güzel sanat dallarımız tamamen unutulmuş, yerlerini Avrupa kaynaklı olanlar almıştır Güzel sanatların amacı, insanlarda estetik heyecan uyandırmaktır, denilebilir. Ancak bu sanatların gayesi ve tarifi tarih boyunca filozoflar arasında ihtilaflara yol açmıştır. Her felsefi akım, hatta her filozof mahsus bir amaç ve tarifle ortaya çıkmıştır. Bu da tarih boyunca gereksiz tartışmaları ortaya çıkarmıştır. Sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sözcüğün bugünkü kullanımı, Batı kültürünün etkisiyle, İngilizce’deki “artifikal” yani yapay anlamı taşıyan kelimeden, gerekse Arapçadaki “sanat” suni ve yapay anlamındaki kelimeden de türetilmiştir. Sanat, bu geniş anlamından Rönesans zamanında sıyrılmaya başlamış; ancak yakın zamana kadar zanaat ve sanat sözcükleri dönüşümlü olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Buna ek olarak Sanayi Devrimi sonrasında tasarım ve sanat arasında da bir ayrım doğmuş, 1950 ve 1960’larda popüler kültür ve sanat arasında tartışma kaldıran bir üçüncü çizgi çekilmiştir. Şekil verilen malzeme değiştikçe sanatın farklı isimlerle birbirinden ayrılması mümkündür. Ancak, sanatı çeşitlendirirken sadece malzeme yönüyle sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Malzemenin yanı sıra, ifade ediş biçimi veya daha kapsamlı bir ifadeyle yaratıcılık, bu sınıflandırmada önemli bir etkendir. Mesela bir marangoz ve heykeltıraş aynı anda bir kütüğe şekil verebilir. Fakat burada göz ününe alınması gerekilen nokta, marangoz alışılmış çizgilerinden vazgeçmeden bir ürün yaparken; heykeltıraş, alışılmış çizgilerden uzaklaşarak farklı bir sanat eseri oluşturur. İşte bahsetmeye çalıştığımız nokta ortaya çıkan sanat eserinde işlenen temadır. Bu bakımdan sanatı ikiye ayırmamız mümkündür 1. Pratik sanatlar/Endüstriyel sanatlar zanaat, 2. Güzel sanatlar. Güzel sanatlardan bahsedildiğinde aklımıza insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği ve gerek mağaralara. Gerekse kilden ve taştan yontma sütunlara işlemeye çalıştığı fikri, hayali ve yaşam tarzını yansıtan şekillerle günümüze kadar gelmiştir. Fakat, ilkel dönemlerin atlatılmasının ardından sanat, Rönesans sanatçıları, yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonrasında şiirler yada Mimar Sinan’ın camileri veya köprüleri örnek gösterilebilir. Günümüze geldiğimizde ise sanat eserleri insan zekasının doğayla birlikte kaynaşması ve daha çok estetik kaygılar güden eserlerde devam etmektedir. Çağdaş sanatçılar olarak adlandırdığımız bu kesim, çağdaş resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, takı eşyaları, sesin, ışığın, rengin ve ilüzyonun birleştiği büyük sahne şovları şeklinden sıralanabilir. Güzel Sanatların Çeşitleri Edebiyat Kelimelerle yapılan güzel sanatların bir dalıdır. Nazım ve nesir yoluyla kaleme alınan bütün eserler Edebiyat dalındaki sanat eseri sayılmaktadır. Resim Yağlı, sulu ya da kuru boyalarla bir tual üzerine çizilen çizme ve boyama suretiyle oluşturulan güzel sanat dalıdır. Resim yapan ve bu işi kendine meslek edinen kişiye “ressam” denir. Heykel Ya tabiatta var olan ya da hayalde canlandırılan varlıkları ve duyguları, taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanarak üç boyutlu bir şekilde meydana getirmektir. Heykel sanatına kendini adamış ve ün sahibi olan kişilere “heykeltıraş” denir. Mimarlık İnsanların estetik zevklerine hitap edecek şekilde yapılar inşa etmektir. Tarihe geçmiş ünlü yapılar, tapınaklar, camiler, köprüler, katedraller, saraylar, bir medeniyetin en güzel kültürel mirasını meydana getirirler. Mimarlık yaparak yapıtlar inşa eden kişilere “mimar” denir. Musiki Sesleri melodi haline getirerek beste yapmak sanatıdır. Musiki sanatçılarına “musikişinas” denmektedir. Tiyatro Bir hikayenin veya daha önceden derlenmiş bir roman metninin, oyuncular tarafından sahnede canlandırılmasıdır. Günümüzde gereken önem verilmemsine rağmen tiyatronun drama dalından ziyade komedi dalı daha da rağbet görmektedir. Özel ve devlet tiyatrolarında, televizyonlarda, sinemalarda tiyatro oyunlarına ulaşabilir. Sahnede tiyatro oyununu canlandıran bayan oyuncu “aktris”, erkek tiyatro oyuncusu ise “aktör”dür. Dans Müziğin ritmine uyularak yapılan ritmik ve ahenkli hareketler bütünüdür. Salsa, çaça, samba, rumba, tango, vals gibi çeşitli gruplara ayrılabilir. Dans sanatında asıl olan kişinin partneriyle olan uyumu ve hareketlerindeki zarafettir. Çünkü az önce isimleri verilen bu dans çeşitleri farklı figürler, elbiseler ve müziklerle seyirciye sunulmaktadır. Günümüzde sanat dalları içince en çok önem verilendir diyebilir. Müzik ve dans yaşamın vazgeçilmezlerindendir. Güzel Sanatların Sınıflandırılması Geleneksel sınıflama, güzel sanatları hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi görsel sanatlar, göze ve görmeye dayanan sanatları, resim, heykel, mimari gibi dalları bir grupta toplamaktadır. Fonetik sanatlar ise, müzik ve türleri ile edebiyatı; ritmik sanatlar ise, hem görme ve hem de hareketle ilgili olan sinema, opera gibi sanatları kapsamaktadır. Fakat, bu sınıflandırmanın eksik yanları ve kapsamı dar olabilmektedir. Sözgelimi, karikatür ve seramik gibi sanat dalları bu sınıflamanın dışında tutulur. Bu sebeple daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği dikkate alınarak yapılmaktadır. Aşağıda yaptığımız sınıflama ile, bütün sanat dallarını içine alan bir sınıflama yapmış oluruz. Yüzey Sanatları Bütün iki boyutlu sanat çalışmaları, yani eni ve bir boyu olan kağıt ve tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine işlenmiş sanat eserlerini kapsamaktadır. Resim ve türleri, duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, süsleme vb. Hacim Sanatları Üç boyutlu sanat çalışmalarının genel adıdır. Örnek vermek gerekirse, heykel, seramik, anıt, köprü ve çoğu mimari eser. Mekan Sanatları İç ya da dış mekanı içine alan ya da düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimari olmak üzere bahçe düzenlemesi, peyzaj mimarisi, çevre düzenlemesi gibi mekana ilişkin tüm tasarım çalışmaları. Dil Sanatları Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır. Roman, hikaye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi. Hareket Sanatları İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanattır. Bale, dans türleri, halk dansları, pandomim buna örnek olarak gösterilebilir. Dramatik Sanatlar İnsanın, harekete dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır. Tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gösterisi gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunun gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz. İlginizi çekebilecek diğer olaylar En Yeniler geri ileri 1. Listedesiniz geri ileri Biyografiler Vecihi Hürkuş CV BİYOGRAFİ Van Gogh CV BİYOGRAFİ Niccolò Machiavelli CV BİYOGRAFİ Che Guevara CV BİYOGRAFİ Michael Jackson CV BİYOGRAFİ Ismael Zambada Garcia CV BİYOGRAFİ Mustafa Kemal Atatürk CV BİYOGRAFİ Adile Naşit CV BİYOGRAFİ Sokrates CV BİYOGRAFİ Nasrettin Hoca CV BİYOGRAFİ Alan Turing CV BİYOGRAFİ Jean-Jacques Rousseau CV BİYOGRAFİ Hulusi Kentmen CV BİYOGRAFİ VII. Kleopatra CV BİYOGRAFİ Joseph Goebbels CV BİYOGRAFİ Reklamlar GÜZEL SANAT ve SANATLAR BOŞLUK DOLDURMA SORULARI VE CEVAPLARI Güzel sanatların temelinde ........................ haz oluşturmak vardır. Zanaantın sanattan ayrılan en temel farkı ........................... gözetmesidir. ...................... eserlerde dil genelde göndergesel işlevde kullanılır. Teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıkan ses ve görüntüyü bir arada sunan kolu....................... .......................... metinler yazıldığı dönemin dil özelliklerini yansıtır. Ritmik sanatların diğer adı ............................... sanatlardır. Göktürk Yazıtları hem tarihçiler hem de ........................ tarihçileri için için bir kaynaktır. Malzemesi ................... olan güzel sanat etkinliğine edebiyat denir. Edebiyat ......................... kökenli bir sözcük olup günümüzde ............................ kelimesini edebiyat yerine kullanılır. Bir milletin sahip olduğu maddi ve manevi bütün ögeler onun .......................... oluşturur. Trileçe tatlısının nasıl yapıldığını anlatan bir metin .................................... metindir. Suyun üstüne desenler çizip bunların bir kağıda aktarılmasıyla oluşan sanata .................... denir. ................................... geçmişe ait kültürel birikimi geleceğe taşır. Günlük hayatta ...................... dil, bilimsel metinlerde ........................ şiirlerde ....................... kullanılır. Gerçekte olmadığı halde varmış gibi tasarımlanan, düşsel yapılara ...................... denir. Bir romancı hastanedeki kahramanın içsel özelliklerini anlatmak için ................................ biliminden yararlanır. Bir edebi eserde anlatılanlar .............................. gibi yaşanmaz. Tarih, psikoloji ve sosyoloji biliminin merkezinde ....................... olduğu için bunların edebiyatla yakın bir ilişkisi vardır. En eski sanat dalı .........................dir. Malzemesi taş,kil, mermer olup bunlara şekil veren sanatçı ..................................... CEVAPLARI estetik fayda yararlılık öğretici sinema edebi dramatik edebiyat dil Arapça, yazın kültürünü öğretici ebru dil doğal,terim,imgeler kurmaca psikoloji olduğu insan resim heykeltraş İlgili Yazılar Yazar Email Yorumları Göster

güzel sanatların temelinde haz oluşturmak vardır