Hayattaki en büyük değer sizsiniz. Yazılarım hakkında sizlerden gelen yorumları okumak beni her zaman hem çok mutlu eden hem de çok geliştiren bir etki oluyor. Bana ulaşan tüm yorumlarınız için çok teşekkür ederek ve hepsinin çok değerli olduğunu yeniden belirterek başlamak istiyorum. Bu yazımda bana çok derin bir Allahoraya baktığına göre değer verdiği şey bellidir: Ruhun fiilleri! Bunlar güzel ahlak olarak bildiğimiz merhamet, doğruluk, düşünme, cömertlik, adalet, affetmek gibi niteliklerdir. Fakat her şeyden önce bu ahlaka kaynaklık teşkil edecek bir bilgelik ve yönelme halidir. Bu bilgeliğe marifet, yönelme haline ise ihlas denilir. Başarılı bir insan, hayattan verdiğinden fazlasını alır, değerli bir insan ise hayattan aldığından fazlasını verir. Albert Einstein. Yaşayanlardan esirgenen değer, pek kolayca ölülere verilir. Andre Gide. Eğer bir kelebeği sevebiliyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir. Antoine de Saint Exupery 5. Herkese başka bir şekilde davranılması gerektiğini anlarlar. Empati kurabilen insanlar “ Başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davran. ” sözünün bir kural olmadığını bilirler. Çünkü herkes aynı şekilde davranılmak istemez. Empatik olmak ukalalık ve kibirden uzaklaşmayı gerektirir. Narsistlikle karıştırılan kendine değer verme, özgüven, özsaygı gibi birkaç kavram var. Özgüveni olan, kendisine değer veren, kendisine saygı duyan bir insan narsist midir? Aralarındaki farklar nelerdir? Bunları biraz inceleyelim. Narsizm, kendine hayranlık duyma, başkalarına saygı duymama, bencil ve kibirli olma Vay Tiền Nhanh. Değerli kardeşimiz, Bütün canlılar, dünyada kendilerine lazım olan bilgi ve becerilerle donatılmış olarak dünyaya gelir. İnsan ise, sıfır bilgi ile her türlü bilgi ve beceriyi öğrenmeye kabil bir istidatla dünyaya gelir. İmtihan sırrı gereği, insan kendi iradesiyle hem iyiliği hem de kötülüğü yapmaya meyillidir. Kötülükte esfel-i safiline inebildiği gibi, iyilikte de alayi illiyine çıkabilir. İnsan için dünya hayatında esas olan, insanın aklen, kalben ve ruhen tekamül etmesidir. Mükemmel bir insan olamaya çalışmasıdır. Bunu da ancak akıl ve vahiy ile gerçekleştirebilir. Bunun için de Allah insana akıl ve kalp vermiş onları geliştirmek için de peygamber ve din göndermiştir. Akıl, vahiy olmadan kendi başına insan ve insanlığa bir şey veremez. Akıl göz gibi bir vasıtadır. Nasıl ki göz karanlıkta işe yaramıyorsa, akıl da vahiy ışığı olmadan hakikati görmez. Onun için insan zihnen ve kalben gelişmek istiyorsa Kur'an’ı anlamaya çalışmalıdır. Zaten Kur’an da sürekli insanı düşünmeye davet ediyor. Aklına ve kalbine hitap ediyor. Kendini, evreni, geçmiş milletleri ve olayları düşünmeye sevk ediyor. Bu bağlamda insanın aklen ve zihnen, dolaysıyla ruhen kendini geliştirmesi için 1. Kur'an’ı okuyup anlamaya çalışmalı, Kur'an’ı okudukça, anladıkça ufku ve basireti açılacak. Bu konuda Allah buyuruyor , “Şu Kur’an, yakini elde etmiş insanlar için bir basiretler mecmuasıdır, bir hidayet rehberidir.” Casiye 45/20 2. Büyük insan denilen evreni okumalı, evrendeki hareketleri, olayları inceleyip onlardan tevhide götüren kapılar aralamalı, dünyada olup bitenlerin bir tesadüf eseri olmadığını, pek çok hikmetler barındırdığını bilip onlardan dersler çıkarmalı, kaliteli imanın detaylarda olduğunu fark etmeli ki her gün yeni ufukları görmeli. 3. Küçük bir evren olan insan kendini okumalı “Ben kimim, neden yaratıldım, sonum ne olacak, beni yaratan benden ne istiyor, bana verilen, akıl, kalp, beş duyu organı ve pek çok manevi cihazları nasıl kullanmalıyım, nerede kullanmalıyım ve bunların ücreti nedir?” gibi soruların cevaplarını düşünmeli ve aramalıdır. O zaman hayatın bir anlamı olur. Bu da insanın gelişmesi ve olgunlaşmasını sağlar. Kur’an, “Kendi nefsinizde sizde dersler ve ibretler vardır görmez misiniz?” Zariyat, 51/20 demektedir. 4. Ehl-i sünnet inancını temsil eden alimlerden ve ilim meclislerinden istifade edilmeli. Bu konuda İmam Rabbani din adına kendisinden istifade edilecek, güvenilecek insanlarda şu üç özelliğin aynı anda bulunmasına dikkat çekmektedir 1. Zeki ve akıllı olacak, 2. İlim sahibi olacak, 3. Takva sahibi yani bütün söz ve davranışlarında Allah rızası esas olacak. Ancak böyle bir kişiden istifade edilebilir. Kişideki motivasyonun yükselmesi ve geliştirilmesi için de Allah Resulü asm'ın bazı tavsiye ve telkinleri şöyledir 1. Hiçbir şeyde aşırıya kaçmamak. “İşlerin en hayırlısı orta yollu olandır.” Beyhaki, 3/273 Bu genel bir ölçüdür. Sevmede, nefret etmede, konuşmada, yeme-içme ve ibadette... 2. Olaylara olumlu bakmak iyimser olmak. Her şeyde bir hikmet, bir hayır aramak müminin şiarıdır. İyimser olmanın, sağlık ve psikolojik yönden insana pek çok fayda sağladığı bilinen bilimsel bir gerçektir. Resulüllah buyurmaktadır “Ben müminin işine hayret ederim; çünkü onun her işi hayırdır. Bu durum, müminden başka hiç kimse için böyle değildir. Şayet ona sevinç verici bir şey isabet ederse şükreder; bu kendi lehine bir hayır olur. Eğer ona zarar verecek bir durum isabet ederse sabreder; bu da onun lehine bir hayır olur.” Müslim, Zühd, 64 3. Yapılan bir işin güzel, sağlam ve doğru olması. Hayatta mutlu olmanın sebeplerinden biri de kişinin yaptığı her hangi bir şeyi, bir işi güzel, sağlam ve doğru yapmasıdır. Bu konuda Kur'an şöyle der "Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." Nahl, 16/97 Allah salih amel diyor, yani doğru iş, bu ibadetleri kapsadığı gibi her hangi bir işi de çalışmayı da kapsamaktadır. 4. İnsanlara hizmet etmek. İnsanları hayata bağlaya ve hayattan zevk almasını sağlayan sebeplerden biri de, başka insanlara faydalı olmak, onlara hizmet etmektir. Bu gerçek, tecrübelerle sabittir. Hz. Peygamber asm şöyle buyurur "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır." Buhari, Mağazi 35 5. Tebessüm etmek, güzel söz söylemek. Tebessüm ve güzel söz, hem muhatabı hem de kişiyi motive eden en önemli davranışlardan biridir. Yüzünde tebessüm, dilinden güzel söz ile ümmetine örnek olan Allah Resülü buyuruyor “Din kardeşine karşı tebessüm etmen sadakadır.” Tirmizî, Birr, 36, “Güzel söz söylemen sadakadır.” Buhârî, Cihâd 72. Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet başkalarının çıkarını daha önde gören insandır. başkaları rahatsız olmasın diye, aman ayıp olmasın diye atmadığı takla kalmaz. insanları iyi hissettirmeyi, övmeyi sever, övülünce de garipser. özeleştirinin de çaresi de insanın başkalarını bırakıp da kendi önceliklerine odaklanması gerekmektedir. kendi wonder'ını yapması gerekir, başkalarının wonder'ına tuğla taşımamalıdır. ha, kendinde değer verilecek bir şey bulamadıysa onu bilemeyeceğim. diğerlerine kendinden daha çok önem veren insan olarak görünse de, başkalarına verdikleri ile kendini daha değerli gören ağlatmak kolaydır, zor olan; insanları güldürmektir. böyle bir insan yoktur..!! değer yargıları farklı olan insan vardır..!! belki de kendisinden bir halt olmayacağını anlamış karşı optimist davranmanın lüzumu yok, en iyi realist bir tutum sergilemek dedikten sonra yüceltilecek bir tarafı olmadığına kanaat bu kişinin özellikle tek başına rakı içmesi sakıncalıdır. esasinda baskasına da deger vermeyen insandır. kendinde bulamadığı değeri başkasında aramakla ömrünü heba eder. "belkide kendine verdiği değeri bitirebilecek bir olayla karşılaşmıştır" cümlesini akla getiren insan. vicdan yada hatırlamaktan çekindiği şeyler buna gayette sebep olabilir.. verebileceği kadar değeri başkasına vermiştir. yalnızken kahvaltı hazırlamayan insandır. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Özdeğer, sağlıklı bir psikolojinin en temel yapı taşıdır. Sosyal hayatta ve ilişkilerde güçlü bireylerin, güçlerinin altında özdeğer duygusu yatar. Yüksek özdeğer, insanı duygusal anlamda güçlü bir insan olmaya iter. Düşük özdeğer ise kişiyi eziklik psikolojisine iter. Yaşam içerisinde bir insanın eziklik psikolojisine girmesi çok kötü durumdur. Çünkü insan, bilinçaltı düzeyde güzeli, iyiyi, zenginliği hak etmediğini düşünür. Değersizlik duygusu insana bu şekilde hissettirir. Bkz Değersizlik Duygusu YAZI İÇERİĞİ ;Özdeğeri Düşük İnsan Tanımı Özdeğer Eksikliği SebepleriDeğersizlik Duygusu Ve Rezil Olma Korkusu Arasındaki Bağlantı Değersizlik Duygusu Yaşayan İnsanların Yaşadığı Temel SorunlarÖzdeğer Nasıl Yükseltilir? Özdeğer Yükseltme Adına Bazı Teknikler Özdeğeri Düşük İnsan Tanımı Özdeğeri düşük insan, yukarıda söylediğim gibi kendisini eziklik psikolojisine iten insandır. Kendisini eziklik psikolojisine itmiş insan ise içindekileri yansıtmaktan korkan insandır. İçindekileri yansıtmaktan korkan insan ise davranışlarında da kendisi gibi olmayı tercih etmez. Eğer kendisi gibi olur ve içindekileri yansıtırsa insanlar tarafından kabul görülmeyeceğini varsayar . Yani kendi beliğini sosyal ilişkilerinde ortaya koyamaz. Özdeğer eksikliği yaşayan insanların en belirgin özelliğidir bu davranış. Hayatınız içerinde fark ettiniz mi bilmiyorum ama bazı insanlar kendi benliklerini ilişkilerinde ortaya koyarlar. Diğer insanlardan çekinmeden. Mesela herhangi bir eylemi yapmak istemediklerinde, yapmak istemiyorum derler. Aynı şekilde karşıdaki insanın kendisiyle olan ilişkisini beğenmezlar ise bana böyle davranmayı kes derler. Özdeğerlilik duygusu yüksek insanların bu davranışı ortaktır. Bu davranışın altında yatan sebep özdeğeri yüksek insanların, eziklik psikolojisi içerisinde olmamalarından kaynaklanır. Eziklik psikolojisi içinde olmadıklarından dolayı, karşılarındaki insana sıradan insan gözü ile bakarlar. Ve onları kaybetmekten korkmazlar. Ancak, düşük özdeğerden ötürü, eziklik psikolojisine girmiş insan, karşı taraftan aldığı 3 gr’lık sevgiyi kaybetmekten korkar. Ve bu yüzden tartışmalarında kendi benliklerini ortaya koyamazlar. Nitekim karşıdaki insanı kaybederlerse alacakları 3 gr’lık sevgide gider. Kendileri belki bilinçli zihinleri ile bunun farkında değillerdir, ama bilinçaltı düzeyde bu şekilde düşünürler. Özdeğer Eksikliği Sebepleri Bir insanın neden düşük özdeğere sahip olduğunu anlamak için, o insanın çocukluğuna inmemiz gerekmektedir. Çünkü bizler kendimizin değerli bir insan olduğunu veya değersiz bir insan olduğumuzu çok küçük yaşlarda bilinçaltı zihnimize kodlarız. Özdeğer inancında aile faktörü çok önemlidir. Ailesinden yeterince sevgi, değer almamış bir çocuk, Kendisinin değersiz bir insan olduğunu bilinçaltı zihnine kodlayacaktır. Bizim ülkemizde üzülerekten söylüyorum ki çoğu aile tarafından çocuklara yeterince sevgi ve değer verilmiyor. Çünkü aileler şu tarz bir zihniyete sahip “ Çocuğuna yüz verme, yüz verirsen başına çıkar” İşte bu zihniyette ki anneler ve babalar evdeki o minnacık çocuğa yeterince sevgilerini göstermezler. Nitekim sevgilerini gösterirlerse o çocuk büyüyünce onların başına çıkabilir ! Bu düşünce ne kadar saçma ve yanlış bir düşünce olmasına rağmen çoğu ailenin bilinçaltı zihinlerine kodlanmıştır. Özdeğer eksikliğinin bir başka nedeni çocuğun küçük yaşlarındaki fiziksel kusurlarından kaynaklanır. Çocuk büyüdükçe bu fiziksel kusurlarını “Ben diğer insanlardan aşağıdayım” şeklinde yorumlayabilir. Tabii bu düşünceyi sözle söylemez, hisseder Bu his de çocuğu eziklik psikolojisine iter. Zaten eziklik psikolojisinin temelinde, insanın kendisini diğer insanlardan, daha aşağıda görmesi vardır. Kısacası düşük özdeğer eksikliğinin en temel nedeni kişinin 0 – 7 yaş aralarında ailesi tarafından yeterince sevgi ve değer görmemesinden kaynaklanır. Dogan Cüceloğlu’nun, yüksek değerlilik duygusu üzerinde, ailenin belirleyici etkisini anlattığı bu video izlemenizi tavsiye ederim. Bkz Dogan Cüceloğlu Çocuklarda özdeğer Değersizlik Duygusu Ve Rezil Olma Korkusu Arasındaki Bağlantı Özdeğer düşüklüğünün göstergelerinden bir tanesi, kişinin kendisini diğer insanlardan aşağıda görmesidir. Özdeğer eksikliği yaşayan insanlar bilinçli zihinleri ile bunu fark edemezler ancak Bilinçaltı düzeyde kendilerini diğer insanlardan daha aşağıda hissederler. Bilinçaltı düzeyde kendisini diğer insanlardan aşağıda gören bir insan yine bilinçaltı düzeyde diğer insanların kendisi hakkında ne düşündüğüne çok önem verir. Çünkü o insanlar ondan üstündür ve sizden üstün birinin sizin hakkındaki yorumlarına doğal olaraktan önemlidir. Rezil olma korkusunu şiddetli yaşayan insanlarında temel problemlerinden bir tanesi; “İnsanların onun davranışları hakkında yapacakları yoruma çok fazla değer vermesinde yatar. “Kısaca rezil olma korkusunu şiddetli yaşayan bir birey “İnsanlar Ne Der?” Düşüncesine çok fazla kafasına takmaktadır. Fark ettiniz mi? Özdeğer eksikliği yaşayan birey de insanların kendisi hakkında ki düşüncelerine çok fazla değer vermekte, rezil olma korkusu yaşayan bireyde insanların kendisi hakkındaki düşüncelerine çok fazla değer vermektedir. Buradan çıkaracağımız sonuç Abartılmış Rezil olma korkusunun, düşük özdeğerlilik duygusunun, bir sonucu olduğudur. Sosyal korkular yazımızda da bahsettiğimiz gibi rezil olma korkusunu minimum düzeye indirebilmek için ilk olarak özdeğer duygunuzu yükseltmeniz gerekmektedir . Değersizlik Duygusu Yaşayan İnsanların Yaşadığı Temel Sorunlar Hayır diyememek Kendinden Ödün Vermek İlişki Bağımlılığı Özgüven Eksikliği İlk olarak şunu söylemeliyim ki bizlerin içinde ya yeteri derecede değerlilik duygusu vardır ya da yoktur. Değerlilik duygusu var ise problem yok. Ancak bir insanın içinde değerlilik duygusu yok ise işte orada sıkıntı çıkmaya başlar. Çünkü bizler değerli olduğumuzu hissetme ihtiyacını ya içimizden alırız ya da dışarıdan. Özdeğerimiz yüksek ise “değer duygumuzu içeriden alırız “, ancak değer duygumuz düşük ise bunu dışarıdan, sosyal ilişkilere girdiğimiz insanlardan almaya çalışırız. Örnek verecek olursak özdeğeri düşük bir insan hayır diyemez. Çünkü şu şekilde düşünür; “Eğer ben şimdi arkadaşıma veya sevgilime hayır dersem onun bana verdiği değeri kaybederim ” tarzında bir korku oluşur. Eee onun sana verdiği değeri kaybedersen ne olur? Kendini değersiz hissedersin. Böyle bir durumda özdeğeri yüksek bir insanın bu tarz bir korkusu olmaz çünkü zaten o bilinçaltı düzeyde değerlidir. Şimdi sen hayır diyemedin. Neden peki, çünkü sana arkadaşın veya sevgilin tarafından verilen çok az değeri kaybetmemek için. Ama bu sefer ne yapmış oldun? kendinden ödün vermiş oldun. Kendinden ödün vermek demek; istemediğin halde bazı şeyleri yapmaktır. Bir yere gitmek istemiyorsundur, arkadaşın gidelim demiştir sende hayır diyemediğin için gitmişsinizdir. Böyle bir olay da sen kendinden ödün vermişsindir. Peki bizler kendimizden ödün verince ne bekleriz? Karşı tarafından bazı şeylerden ödün vermesini bekleriz. Peki karşı taraf kendisinden ödün vermez ise ne olur? Bizler hayal kırıklığına uğrarız. Özdeğer eksikliği yaşayan insanların en büyük sorunlarından bir tanesi de İlişki bağımlılığıdır. Eğer ilişkinizde sürekli olarak kendinizden ödün veriyorsanız , karşı taraf size kötü davrandığı halde ilişkiyi bitiremiyorsanız, mutsuzsanız ama hala o ilişkiyi devam ettirmeye çalışıyorsanız, bilin ki sizde özdeğer eksikliği problemi vardır. Çünkü siz bitmesi gereken bir ilişkiyi bitirmeye korkuyorsunuz, korkunuzun sebebi ise karşı taraftan almış olduğunuz değeri kaybetme korkusudur. Karşı taraftan alınan değer kaybolursa ne olacak ? Kendinizi değersiz hissedeceksiniz, ama kendini değerli hisseden bir insanın böyle bir korkusu olmaz. Çünkü onun zaten içinde değer duygusu vardır. Özdeğer eksikliği yaşayan insanların temel sorunlarından bir tanesi de Özgüven eksikliğidir. Özgüven eksikliğinin altında yatan asıl neden, değersizlik ve yetersizlik duygularıdır. Çünkü kendini bilinçaltı düzeyde değersiz hisseden bir insan yukarıda da bahsettiğimiz gibi kendisini eziklik psikolojisine iter ve ezik bir insanın en temel düşüncelerinden bir tanesi de “Ben bu dünyada değersizim, yer kaplamamalıyım şekilindedir” Bu düşünceye sahip bir insanda özgüven eksikliği problemi ortaya çıkacaktır. Unutamayın ki; ” Düşünceler duyguyu; duyguda davranışları ” oluşturur. Bkz Yetersizlik duygusundan nasıl kurtulunur? Bkz Özgüven nasıl artırılır? Özdeğer Nasıl Yükseltilir? Özdeğer Yükseltme Adına Bazı Teknikler Özdeğer eksikliği problemi az veya çok herkeste bulunur. Bizim buradaki amacımız vereceğimiz teknikler ile bu duyguyu yükseltmek olacaktır . Konunun uzmanı değilim sadece sizler için yaptığım araştırma ve kendi fikirlerim ile sizlere yardımcı olmak istiyorum. Daha detaylı analiz ve çözüm için, psikologa gidin. Sizlere benim ilk tavsiyem sosyal medya hesaplarınızı silip atmanız olacaktır. Biliyorum bu tavsiyemin özdeğerinizi arttırmak ile ilgisi yok ama özdeğerimizi korumamız ile alakası var . Çünkü Instagram gibi sosyal medya hesapları sürekli olarak bazı konularda sizden daha iyi insanları sizlere göstererek sizlerin aşağılık kompleksi yaşamanıza neden olurlar. Sosyal medya hesapları sizlere en uçlarda yaşayan insanların hayatlarını göstererekten kendinizi kötü hissetmenize neden olur. Nesnel sonuçlar üreten aktiviteler ile uğraşın Bu tavsiyemin amacı özdeğer algınızı başkalarının ne dediğinden koparmaktır. Kendinizi değerlendirmeniz nesnel faktörlere bağlı olmalıdır. Nitekim hiç kimsenin görüşleri sizin değerinizi belirlemez. Kendi değerinizi sadece kendiniz belirlersiniz. Nesnel sonuçlar alabileceğiniz aktiviteler nelerdir ? Spor; fıtness , futbol vs… Korkularınız ile yüzleşmek; özellikle sosyal korkularınız ile yüzleşip onları minumum düzeye indirmek sadece bunu yapmanız bile özdeğerinizi çok yükseltir , çünkü siz sosyal korkularınızı minumum düzeye indirdikçe davranışlarınızda ” insanlar ne der ? ” düşüncesi azalacaktır. Bu düşünce azaldıkça yüksek özdeğerli insanların yaptığı gibi davranışlarınızda kendi isteklerinizi ön plana koymaya başlayacaksınız. Bu durumda adım adım özdeğer duygusunu kazanmanız anlamına gelecektir. Para kazanmak; Özellikle bu yazımı okuyupda lise de öğrenci olan kardeşlerime sesleniyorum, yaptıgınız işin önemi yok gidin sadece çalışın, hayatın içine girin. Gireceğiniz iş part tıme olabilir zamanınız var ise full tıme olabilir fark etmez. Herhangi bir işte 1 ay çalışın ve asgari ücret paranızı cebinize katın, bunun size dolaylı yoldan çok faydası olacak emin olun. Dil Öğrenmek ; Bahane üretmenin anlamı yok günümüzde hiçbir kursa gitmeden sadece youtube sayasinde bile dil öğrenebilirsiniz. Youtube, ekstra olaraktan bir sürü yararlı uygulama mevcut dil öğrenmek için. Duygusal ihtiyaçlarınızı yok edin Modern toplum, erkekleri ve kadınları, eğer belli bir miktar para kazanmazlarsa, belli marka arabaları sürmezlerse, belli elbiseleri giymezlerse, vs … değersiz hissedip aşağılık duygusuna itecek şekilde tasarlanmıştır. Medya bizi sürekli olarak, mükemmel hayatlar yaşayan insanların görüntülerine boğuyor. Bu görüntülerin çoğunun sahte olduğunu ve bu insanların problemlerini halı altına süpürdüğünü unutuyoruz. Ne kadar çok “ihtiyaç”tan kurtulursanız, o kadar az aşağılık duygusu hissedersiniz. Her ne kadar sürekli kendinizi geliştirmeye çalışmanız gerekse de, X’e sahip olmazsam, Y’yi başaramazsam yenik biriyim gibi duygusal ağırlıklar yaratmayın. Özdeğer duygusunu yükseltmek için sizlere verebileceğim son tavsiyem meydan okuma terapisidir . Meydan Okuma Terapisi demek, sizin itaatkar davranıp hissedeceğiniz durumlara gireceğiniz insanlarla sosyal etkileşime girmeniz demektir. Meydan okuma, “düşmanca” olmak zorunda değildir, küçük bir kendini tanıtma kadar basit olabilir. Aşağılık duygusu hisseden insanlar bilinçaltında, tanımadıkları insanların kendilerinden daha “yukarıda” olduklarını hissederler. Bu nedenle yabancı birine merhaba bile demeye çekinirler . Meydan okuma terapisine örnek vermek gerekirse ; her hafta bilinçaltı düzeyde kendinizden yüksekte gördüğünüz 7 insanın yanına gidip kendinizi tanıtmanızdır. Kızları kendinden üstün görüyorsan o zaman git ve kendini 7 farklı kıza tanıt veya kendinden yaşça büyükleri kendinden büyük görüyorsan gidip kendini onlara tanıt . Meydan okuma terapisinin anahtarı , konuşmada karşı tarafla eşit seviyede olduğunuzu kendini iç dünyanıza tekrarlayıp hissetmektir. Özdeğer duygunuzu arttırmanın yolu , bu meydan okumaları kazanmaktır. Meydan okumayı “öznel” olarak kazanmanız gerekmez ama duygusal olarak kazanmanız gerekir. Yani karşınızdaki insana itaat eder / teslimiyetçi şekilde hissetmemeniz lazımdır. Karşınızdakinin sizden hoşlanmasına hatta yaklaşmanızı kabul etmesine gerek yoktur. Aslına bakarsanız karşınızdaki sizi sertçe reddetse bile “kazanabilirsiniz”. Eğer reddedilirseniz, beyninizin itaat etmeyi kabul etmeye meyledeceği ve egemenlik hiyerarşisinde daha aşağı hissedeceği kısa bir an olacaktır. Buna direnmeli ve vücut dilini ve çerçevenizi daha üstteki insan modunda tutmalısınız – mutlu, neşeli ve kendine güvenli. Eğer size şimdiye kadar duyduğunuz en kaba ve boktan şeyi söylerlerse, sadece gülümseyip “ok, teşekkürler” deyin ve çekip gidin. Kimseyle gerçek bir meydan okumaya veya kavgaya tutuşmayın – kimsenin size yardım etme ya da size kibar davranma zorunluluğu yok. Siz burada içsel duygusal durumunuz üzerinde çalışıyorsunuz. Meydan okuma terapisinin sizlere sağlayacağı en büyük fayda; Sosyal ilişkilerinizde, kendi benliğinizi ortaya koymak olacaktır. Nitekim, makalemin ilk başlarında söylediğim gibi özdeğeri yüksek insanlar, sosyal ilişkilerinde kendi benliklerini ortaya koyarlar. Herhangi bir eylemi yapmak istemiyorlarsa yapmazlar ve bunu dile getirirler. Bu özellik, özdeğeri yüksek insanların en belirgin davranışlarıdır. Sizinde bu şekilde davranmanız sonucunda, aşağılık kompleksinden kurtulur, özdeğerinizi artırırsınız. Bilinçaltı düzeyde yüksek özdeğer inancınız oluşmaya başlar. “Özdeğer Sağlıklı Psikolojinin Yapı Taşı” başlıklı makalemin sonuna geldik. Umarım sizlere yardımcı olabilmişimdir. Aklınıza takılan yerleri yorum kısmında belirtebilirsiniz. Ayrıca bkz Özgüven ve Özdeğeri Geliştirmek – Kitabı İncelemek İçin Tıklayın! Mutlu olmak için sevilmek, kabul edilmek, arkadaşlara sahip olmak, bir gruba ait olmak gibi kıstaslar geneldir. Fakat bunların içinde "diğerlerinin gözünde değerli olmak" bir çok insanın en önemli kıstası! Farkında mısınız? İnsanlar kendilerine değer biçme ölçülerini başkalarına bakarak belirliyor! Çevresindeki insanların özelliklerine göre kendini bir yere koyuyor. "O'dan daha iyi durumdayım" diyor örneğin. İnsan, kendine değer verilmesini önemser. İyi şeylere layık olduğunu düşünür. Zihninde bir değer cetveli oluşturur. "O bana ne yaptı", "Ben ona ne yaptım?", "Bana değer veriyor ki şu şekilde davranıyor" şeklinde dayanaklar oluşturur. Peki o "değeri" kim ya da kimler oluşturuyor. Sizi takdir eden sistem nedir? Hiç düşündünüz mü?Sesizce yapılmış ayarBunların hepsine çizgi çekip, "değer sisteminizi" oluşturmanıza dair bazı formüller paylaşacağım bu kez. Kendinizin çevrede nasıl algılandığınıza dair bir "hesap kitap" içinde olmanız sizi mutsuz eder. Öncelikle bunun altını çizelim. Mutluluğunuzu, başkalarının size ne ölçüde değer verdiğine göre biçimlemenizin sonu hüsrandır. Yeni biriyle tanışınca sessiz bir diyalog başlar. Ne iş yaptığı, eğitimi, sosyal sınıfı, karakter özellikleri, sakin ya da dışa dönük bir yapıda oluşu veya konuşmasındaki üslup.. Bütün bunlar akıldan geçer ve kod olarak beyne kaydedilir. "Sessizce yapılmış ayar"dır bu. Bilinçaltında zaten var olan öğrenilmiş kriterlere göre yapılan bu "değerlendirme" yeni tanıştığınız insanla ilişkinizin dinamiğini oluşturur. Rekabet, yargılar, kendini koruma Yani tanıştığınız kişiyle sonradan gerçekleşen paylaşımlar hep bu "sessizce yapılmış ilk ayar"a göre şekillenir… O insana karşı kendinizi ya daha değerli ya da daha değersiz hissederek bir konum alınır genellikle. Bu şekilde başka bir insanı kıstas alarak kendinize bir değer oluşturmanızı sorguladınız mı? Son derece yanıltıcıdır bu değer skalası. Araya rekabet, yargılar, kendini korumaya veya savunmaya çalışma, ifade etmek için uğraşma ya da saldırmalar girer. Bu ilişkiler son derece yorucudur. Günümüzde anne, baba ve çocukları, eşler veya çiftler, iş arkadaşlarıyla ya da çok kısa süreler için ilişki kurulan insanlar arasında dahi bu yanlış format esas alınır."Kendi değerimi neye dayandırıyorum?" Bu sorunun yanıtı önemli. Kendinizi özgürce değerlendirmeyi hiç denediniz mi? "Benden, benim özelliklerime sahip, bu kombinasyonda bir tane daha yok aslında bu dünyada. Bu evrende; bu anlamda ben tekim ve eşsizim" değerlendirmesini yaptığınız bir an oldu mu? Kendinizi değerlendirmek için başkalarına bakmanız sizin kim olduğunuzla ilgili ipucu değildir. Bazı noktalarda daha değerli’ ya da değersiz’ olduğunuz sonucuna varırsınız ve mutsuzluk başlar burada. Çevrenizdeki insanları ve onların özelliklerini baz almak yanlış bir tutumdur. Doğadaki "değer" konumlanışıİlham almak ve öğrenmek için diğer insanlara bakmaktan söz etmiyorum. Kendini daha iyi veya daha kötü ilan etmek için "başkalarına göre" konumlamaya itirazım var. İlham almak ne kadar olumlu bir tutumsa, başkasını gözüyle kendinizi bir yere koymak da son derece yıkıcıdır. Oysa amaç kendinizin en iyi versiyonuna ulaşmak olmalı. Doğaya bakın. Bir yasemin çiçeğine mesela. Bu şahane çiçek size sessizce şunu hissettirir "Ben bir yasemin tohumu isem, kokabileceğim kadar güzel kokan ve olabileceğim kadar güzel olan bir yasemin olma amacında olabilirim." Yasemin iken, gül'e gözünü dikip, "neden yapraklarım, gövdem onunki gibi değil, demek ki ben daha değersizim" gibi bir kodu yoktur! "Kokum ondan daha güzel, dolayısıyla ben daha değerliyim" şeklinde bir karakter hakim olabilir mi Yasemin'de. İşte değer sistemizde bu "Yasemin olma" halini hakim ve eksiksiz insan olma potansiyeli"Yasemin olma hali"ni kaçırıyorsunuz, enerjinizin çoğunun neden"e, "nasıl"a, "ne"ye ve "kim"e harcayarak. "Başarısızlık gösterirsem değersiz mi olacağım?, "Peki maddi durumum iyi olduğu için mi bana değer veriyorlar?", "O arkadaşa göre aslında iyi durumdayım" gibi yargılarla, sorularla boğuşmayı bırakın. "Tam, eksiksiz ve bütün bir insan olma potansiyelim olduğu için; güzellikleri görebilme ve onları karakterimin bir parçası haline getirebilme ve başkalarıyla paylaşabilme potansiyelim olduğu için değerliyim ben" notunu yazın ve aynanıza bu notu yapıştırın. Her kendinize baktığınızda okuyun. Yeniden dünyaya gelirseniz, yine kendiniz’ olmayı dilemek kadar huzur verici ne olabilir? İş yaşamında veya kişisel hayatınızda her zaman "kendinizin en iyi versiyonu" olmaya çabalayın! Yarış ve özenti olmadan. Bir Yasemin çiçeğine bir Gül'e bakın ya da akasya ağacına! Doğanın bilgece konumlanışından yararlanmayı da unutmayın!İlkay ÖztürkCEO, Infinity Teknoloji email 483 71 80 Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Hürriyet Aile köşesinde bu hafta “ Üniversite Tercih" konusuna ilişkin bir yazı ele aldı. İçerisinde bulunduğumuz tercih dönemi, üniversite adayları için çok önemli bir dönem. İnsan hayatındaki en önemli kararlardan birisi meslek seçimidir. Bir meslek seçiyor ve tercihte bulunuyorsunuz. Hayat bir tercihtir’ dediğimiz zaman insanoğlu en önemli tercihlerinden birisini yapıyor. Meslek seçimi ne demektir? İnsanın hayatının hemen hemen 3’te birini geçireceği, geçimini sağlayacağı ve aynı zamanda da hayatını sürdüreceği bir alanı seçmesi demek. Hayatını sürdürürken hem geçimini sağlaması bu arada da mutlu olması en önemli kriter. İnsan severek yaptığı bir işte yorulmaz ve çok daha başarılı Temmuz’da başlayan resmi tercih dönemi 5 Ağustos’a kadar devam edecek. Bir gencin hayatında önemli bir dönüm noktası olan bu süreçte doğru karar vermek çok önemli. İnsanın ömrü boyunca verdiği en önemli kararlardan birisi meslek seçimidir. Meslek seçimi, insanın hayatının hemen hemen 3’te birini geçireceği, geçimini sağlayacağı ve aynı zamanda da hayatını sürdüreceği bir alanı seçmesi anlamına geliyor. Seçtiği o meslek, hayatını sürdüreceği ve geçimini sağlayacağı bir alan anlamına uzmanlarına danışılabilirMeslek seçiminde de bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekiyor. Gencin tercihte bulunurken meslek uzmanlarına ve tercih uzmanlarına danışması lazım. Kararsız adaylar, tercih uzmanlarına danışabilirler ve kariyer testinden yardım alabilir. Gereksiz ve boş tercih yapmamak için tercih uzmanlarına danışmak çok faydalı olacaktır. Tercih danışmanları daha çok operasyonel yardım ederler, meslek rehberlikleri ise daha stratejik yardım ederler. O kişinin kişilik özellikleri nelerdir? Bu kişinin hangi potansiyeli var? Bu potansiyeli ortaya koyabileceği en uygun meslek hangisidir? Buna meslek rehberleri karar Testi, kendinizi tanımanıza yardım edebilirKararsız adaylara yönelik olarak meslek seçiminde yardım almaları için düzenlenen Kariyer Testimiz bulunuyor. Kararsız adaylar bu testi çözerek ilgi alanlarını belirleyebilir. Üsküdar Üniversitesi web sitesinde Holland testi diye de bilinen Kariyer Testi... 90 soruluk bir test ama 10-15 dakikada yapılıyor. Bu testin sonucu kişinin hangi alanlarda başarılı olabileceği ile ilgili bir bilgi veriyor. Holland Testini son 1 sene içinde 500 binin üzerinde aday kullanmış. Kariyer Testi ile kişinin gerçekçi mi, araştırmacı mı, sanatla ilgili yönü var mı, sosyal mi girişimci mi, geleneksel mi gibi yönlerini ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişinin en çok güçlü, daha güçlü ve daha az güçlü yönleri ile ilgili fikir veriyor. Kararsız adaylar bu testi çözerek ilgi alanlarını önce kendini tanıması şart!Meslek seçiminde en önemli konu, kişinin kendi özelliklerini tanıması ve kendi özelliklerine uygun meslek seçmesidir. Kişi kendi özelliklerini tanımazsa ailesinin, çevresinin ya da medyanın istediği, onların hevesleri, beklentileri ve arzularına göre seçimler yapar. Ancak bu tip seçimler sonrasında büyük pişmanlıklar yaşanabilir. Tekrar tekrar sınava girenler, üniversitenin dördüncü sınıfında okurken terk eden pek çok örnekler görüyoruz. Önce kendini sonra seçeceğin mesleği tanımalısın Meslek seçiminde ilk şart, kişinin önce kendini tanıması gerekliliğidir. Daha sonra seçeceği meslek alanlarını bilmesi ve gerçekten iyi tanıması gerekiyor. Aday, Ben şunu seçiyorum’ diyor ama gerçekten o meslek alanını tanıyor mu? Yoksa kulaktan dolma bilgilerle mi o mesleği seçiyor? O mesleği ne kadar tanıyor? Tercihten önce seçmek istediği alanla ilgili bilgi sahibi olmak da çok gerekiyor. Üniversite adayı gençlerin, meslek alanlarına bakmaları, sahip oldukları yetenek, nitelik ve özelliğin o mesleğe uygun olup olmadığını iyi değerlendirmeleri büyük önem başarısında sebatlı olmak ve dayanıklılık önemliHayat başarısında sebat sahibi olmanın ve dayanıklılığın önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Az yorulayım, çok kazanıyım yaklaşımı Hollywood kültürüne ait bir yaklaşım. Bu da gençleri maymun iştahlı yapıyor. Hayat başarısında sebatlı olmak ve dayanıklılık çok önemli. Hedef koyacaksın ve o hedefe giderken dayanıklı olmayı başarman lazım. Burada ailelerin tutumu önemli. Daha önce birçok şeyi aileler yönetiyordu. Kültür aktarımını, değer aktarımını, bilgi aktarımını aileler yapıyordu. Şimdi aileler değil, daha çok medya yapıyor. Özellikle sosyal medya yapıyor. Elbette sosyal medyadaki bilgileri de alsınlar ama muhakkak ailelerinin de görüşlerini alarak birlikte karar vermeyi sağlamaları daha faydalı görünmeyen yönleri de düşünülmeliHer mesleğin görünen yönüyle görünmeyen yönü vardır. Karar verirken bu kriterlerin de göz önünde bulundurulması önemlidir. Genellikle mesleklerin görünmeyen yönleri düşünülmüyor. Seçim yaparken görünmeyen yönüyle yüzleşilmesinde fayda var. Kişi mesleği seçtikten sonra o mesleğin şartlarına uyum gösterebilecek mi? Mesela adayımız turizmle ilgili bir meslek seçti, onun şartlarıyla uyumlu mu, endüstriyel alanda bir meslek seçtiyse örneğin fabrika şartlarında çalışabilecek mi? Mesela bazı mesleklerde uzun süreli ayakta durmak gerekir. Örneğin diş hekimliği böyle bir alandır. Adayın tüm bunları göz önünde bulundurması ve baba rehberlik etmeliTercih sürecinde anne ve babalara da görevler düşüyor. Burada çocuğa rehberlik etmeleri ve yol göstermeleri gerekiyor. Anne ve baba çocuğa buyurgan yaklaşırsa ilişkileri bozulur. Anne ve babanın 18 yaşına gelmiş bir gence artık baskıcı, otoriter davranması doğru bir yaklaşım değildir. Hele ki günümüzde özgürlük çağındayız. Baskıcılıkla çocuk eğitmek yürümüyor. Böyle durumlarda çocuğun ailesiyle ya da hayatla ilişkisi bozuluyor. Anne ve babanın çocuğu uyarma vazifeleri vardır. Anne ve babalar Bak senin kişilik yapına göre şu meslek daha yakın ya da uygun’ şeklinde yönlendirme hedefler yaptığın işe anlam katıyorGençlere hedef belirlerken vizyon verilebilmesi de önemli olan bir başka nokta. Gencin elbette kişisel hedefleri olurken içinde yaşadığı toplum için de hedefleri olmalıdır. Yaşadığın ülke için de bir şeyler yapmalısın, bu yönde de hedeflerin olmalı. Yaşadığın gezegen için de bir şeyler yapmalısın duygusunun olması önemli. Bu insanın yaptığı işine daha da anlam katıyor. Kişinin gelişimi için geniş bir şekilde bakabilmesi motivasyon için yüksek anlam önemliKişinin yaptığı işe anlam katmasının o işten duyacağı hazzı artırır. Kişi yaptığı işe anlam katarsa haz almak da daha kolay oluyor. Sadece zenginleşme ve para kazanmayı meslek seçiminde hedef olarak belirlediğin zaman onlar geçici. Hayattaki anlam sadece anlık yaşamak mı? Çalışıyor, biraz biriktiriyor, geziyor, eğleniyor tekrar geziyor, tekrar çalışıyor. Böyle bir yaşam modelinde de kişinin hayatında anlam yok. İdealist bir yaşamda insan hayatının son gününe kadar zevkle yaşar. Hedonistik yani haz mutluluğunda vücut bile erken yaşlanıyor. Yüksek hedefleri ve yüksek anlamları olan kişiler mesleklerinde daha başarılı oluyor. Bu da iç motivasyon doğru belirlenmesi önemliİç motivasyon, meslek hayatında başarının önemli anahtarlarından biridir. İç motivasyon olması için de kişinin ihtiyaç hissetmesi lazım. İhtiyaç hissetmesi için de hedeflerinin olması lazım. Hedef olacak, hedef olunca da ihtiyaç ortaya çıkıyor. İhtiyaç olunca da kendini harekete geçirme ortaya çıkıyor, motivasyon çıkıyor. Bunun için bir insanın amacını doğru belirlemesi hayat yolundaki başarıda en önemli ilkedir. Bu çok gözden kaçan bir şeydir. Sadece amaç olarak finansal amaçları düşünen bir genç böyle durumlarda kendisini harcamış olur. Onun için kendine göre yüksek amaç ve hedeflerini kendisi seçecek. İnsanın geçmişine takılı kalmaması için bugünden kendine uygun mesleği seçmesi önemlidir. Genel bir psikoloji kuralıdır. İnsan bu sefer geçmişe takılır. Çok güzel bir söz vardır; Geçmişten öğren, bugünü yaşa, geleceğe bak.’ Bu kriterlere göre meslek seçimini AİLE Üsküdar Haber Ajansı ÜHA

insan kendine nasıl değer verir