Vay Tiền Nhanh. Servet-i Fünûn Romanının Genel Özellikleri Servet-i Fünûn Romanının Dil ve Anlatım Özellikleri Tanzimat'la başlayan Türk romanı, Servet-i Fünûn döneminde Namık Kemal'in açtığı sanatkârane üslup ile gelişimini devam ettirmiştir. Bu dönemde roman, gerek üslup gerekse teknik bakımdan önceki döneme göre büyük gelişim göstermiştir. Romanda Tanzimatçılarda görülen kurgu hataları, üslup eksiklikleri, acemilikler Servet-i Fünûn döneminde kaybolmuştur. Roman tekniği modern ve sağlamdır. Olayların örgüsü, işlenişi ve konuşmalar başarılı biçimde verilmiştir. Yazarlar, eserde kişiliğini gizlemiştir. Batılı anlamda Türk romanı bu dönemde yazılır. Servet-i Fünûncular, Tanzimat'la başlayan dilde sadelik anlayışından uzak durmuş, aydın kesim için süslü ve sanatlı bir dille eserler vermiştir. Onlar estetiğe önem vermiş, bu da beraberinde dil zenginliğini getirmiştir. Ancak sanatkârane üslup anlayışı eserlerde kullanılan dilin kimi zaman anlaşılmaz hâle gelmesine neden olmuştur. Sanatçılar duygu ve düşüncelerini anlatmak için Arapçadan, Farsçadan, Batı edebiyatından sözcük ve tamlamalar kullanmışlardır. Batı edebiyatının etkisiyle kısa cümleler kurmaya özen göstermişlerdir. Yazılarda Fransız cümle yapısının etkisi vardır. Söz diziminde yenilikler yapmışlar; kesik cümleler kullanmışlar, sıfatları ismin sonunda kullanmışlar, fiilsiz cümleler oluşturmuşlar, "ve" bağlacına, "ah" ve "oh" gibi ünlemlere cümlelerde bol bol yer vermişlerdir. Servet-i Fünûn Romanının Tema/Konu Özellikleri Tanzimat sanatçıları devrin koşulları gereği dışa dönük sosyal yazarlardır. Yapıtlarında işledikleri konular da yanlış Batılılaşma, görücü usulüyle evlenme, esaret kölelik gibi sosyal konulardır. Servet-i Fünûn sanatçıları ise yaşadıkları dönemdeki siyasal baskılar ve sansür nedeniyle bireysel konulara yönelmiştir. Bunun sonucu olarak sosyal içerikli temalardan uzak durmuşlar; eserlerinde hayâl-hakikat çatışması, başarısız aşklar, karamsarlık gibi bireysel temalara yönelmişlerdir. Yazar yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Onun, yaşadığı toplumun uzak bir şekilde eser vermesi olanaksızdır. Bu açıdan her tema yazıldığı dönemin zihniyetini, sosyal ve kültürel durumlarını yansıtır. Kısacası yaşamın gerçeği ile romanın gerçeği birbiriyle örtüşmez; ancak roman gerçek yaşamdan, içinde yaşadığı toplumsal, ekonomik ve kültürel ortamdan etkilenir. Üretildiği toplumun yansımalarını içerir. Mai ve Siyah'ta romanın yazıldığı dönemin basın hayatı, Aşk-ı Memnu'da Beyoğlundaki yaşam, eğlence merkezleri yer alır. Servet-i Fünûn romanında, konular İstanbul'daki seçkin kişilerin yaşamından, özellikle Batılı çevrelerden alınır. Hayal kırıklığı, üzüntü ve başarısız aşklar romanlara konu olur. Servet-i Fünûn ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması Tanzimat Dönemi'nde yazarlar roman türünün ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde yazarlar, romanda belli bir gelişmeyi değil, Doğu ve Batı kültürünü birbirine katarak sosyal yararı gözetmiştir. Halka seslenebilmek için yazmış, bu yolda meddah ağzını kullanmış, öğreticiliği amaçlamıştır. Bu açıdan Tanzimat romanları teknik olarak kusurlu; ama bu türü yaygın hâle getirmesi açısından önemlidir. Yazarlar, romanlarında halkı göz önünde bulundurmuş, görüşleriyle kahramanları üzerinde etkili olmuş, romanlarının olay akışını sık sık keserek okura bilgiler vermiştir. Edebiyatımızda Batılı anlamda esas roman, Servet-i Fünûn'la başlar. Servet-i Fünûncular realist ve natüralist yazarları, psikolojik roman çığırını açan yazarları ve onların roman anlayışlarını örnek almışlardır. Toplumsal yarar içeren sosyal konular cariyelik, görücü usulüyle evlilik, köle ticareti, yanlış Batılılaşma vs. gitmiş, kişisel konular, özellikle aşk konusu romanlara hakim olmuştur. Tanzimat romanlarında kişilerin psikolojik çatışmalarına çok az yer verildiğini, yazarların görüşlerinin roman kahramanları üzerinde etkili olduğunu, romanlarda gösterme tekniği yerine öykülemenin ağır bastığını söyleyebiliriz. Bu dönem roman yazarları daha çok, Doğu edebiyatının etkisindedir. Tanzimat Dönemi romanlarında ne canlı bir psikoloji ne karakter ne de gerçekçi yaşam sahneleri vardır. Bu nedenle yazarlar, tasvir ve tahlilde başarılı olamamışlardır. Romanlarda ağırlıklı olarak kişilerin yaşamı ve salon hayatı işlenir. Kişilerin ruh çözümlemelerine, tabiat ve çevre betimlemelerine özen gösterilir. Roman kişileri, romantik yönleri olmakla birlikte genellikle modern yaşamın içinden, eğitimli, bazen hırslı, bazen isyankar, geleneğin kalıplarını kıran, ümitle bunalım arası gelgitler yaşayan gerçekçi kişilerdir. Bu kişiler karamsar tipler, çapkın ve macera peşinde olanlar, zengin ve Avrupalı tipler olarak sınıflandırılabilir. Yazarlar kahramanlarını psikolojik gerçekliklere uygun olarak serbest bırakır, okuru, taraf tutmadan kahramanları anlama ve çözümlemeye yönlendirir. Bunun yanında yazarlar, romanlarda Batı tarzı hayatı ve kahramanları işlemişler, sosyal yaşamdan da kuvvetli tiplere ve sahnelere de yer vermişlerdir. Örneğin Halit Ziya'nın Mai ve Siyah romanındaki Ahmet Cemil, Aşk-ı Memnu'daki Firdevs Hanım, Nihal ve Bihter, o devir İstanbul'unda yaşamış toplumdan kişilerdir. Tanzimat'ta sade dile yönelim vardır. Şinasi ile başlayan dilde sadeleşmeyi Ahmet Mithat, uygulamaya çalışır. Fakat özentisiz cümleler kurduğu için bunda başarılı olamaz. Samipaşazâde Sezai dilde sadeleşmeyi savunmakla birlikte sanatlı söz söyleme alışkanlığından bütünüyle kurtulamaz. Bu konuda Nabizade Nazım daha başarılıdır. Servet-i Fünûn roman ve öykülerinde ise sade dil anlayışı bir kenara bırakılmış, son derece süslü ve sanatlı, Arapça ve Farsça sözcüklerle yüklü bir dil kullanılmıştır. Servet-i Fünûn Romancılarının Etkilendiği Akımlar Roman, temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır. Servet-i Fünûn yazarları, yakından takip ettikleri Fransız yazarların etkisiyle realist roman anlayışını benimsemişlerdir. Realist romanlar olayları kişi ve çevreyi gerçekçi bir şekilde anlatır. Yazarlar kendi duygu ve düşüncelerini esere yansıtmazlar. Olaylar ve kişiler karşısında tarafsız kalırlar. Realist romanlarda eserin üslubu yapmacıksızdır. Servet-i Fünûn yazarları, romanda realist ve natüralist yazarları örnek almışlardır. Realist romanda gözlem ve araştırma ön planda, his ve hayal unsurları ise ikinci plandadır. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu sonuçlar önemlidir. Gözlem önemlidir. Yazarlar gerçeğe uygun çevre betimlemeleri yapmıştır. Bu dönem romancıları, esere kendi duygu, düşünce ve hayallerini karıştırmaz, kişiliğini gizler. Bunun için de olayları, kişileri iç ve dış özellikleriyle, psikolojik yönleriyle objektif bir şekilde anlatır. Dil ve üslup olaya ve olayın kahramanının kişiliğine uygun olarak kullanılır. Natüralist romanlarda bilime ve araştırmaya daha çok önem verilir. Natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla bilimsel metotlara bağlıdır. Toplumu âdeta bir laboratuar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuar içinde, bilimsel verilere bağlı kalarak yazarlar. Servet-i Fünûn yazarlarının romanlarında realizm belirgindir. Sanat sanat içindir anlayışından hareketle sanatçılar dil ve anlatıma önem vermişlerdir. Servet-i Fünûn Romancıları Bu dönemin romancıları Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın'dır. Servet-i Fünûn Servet-i Fünûn Romanının Dil ve Anlatım Özellikleri edebiyat ders notları Servet-i Fünûn Romanının Tema/Konu Özellikleri Servet-i Fünûn ile Tanzimat Romanının Karşılaştırılması Servet-i Fünûn Romancılarının Etkilendiği Akımlar Servet-i Fünûn Romancıları ders notu konu özeti çalışma notları özetler ders anlatım Henüz Yorum Yorumu Siz Yazabilirsiniz. Servet-i Fünun Edebiyatı’nda görülen genel özelliğin sanatın sanat için yapılması olmuştur. Yazılan eserlerin hedef kitlesi ise seçkin zümre olmaktadır. Bu döneme bakıldığında bir takım sanatçıların ön plana çıktığını görmek mümkündür. Bahsi geçen sanatçılara örnek vermek gerekirse, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf gibi yazarlar örnek verilebilir. Servet-i Fünun döneminin sona erdiği yıl ise1901 Fünun Edebiyatı Özellikleri Nelerdir?Batı etkisinde kalan Türk edebiyatının önemli dönemlerinden birisi Servet-i Fünun Edebiyatı olmuştur. Kısa bir süre devam etse de edebiyat anlamında büyük bir aşama olarak kabul edilmektedir. Serveti Fünun edebiyatının ortaya çıkması dönemin şartlarından bağımsız olmamıştır. Normalde tam da söz konusu dönemin siyasi şartlarının bir sonucu olarak ifade edebiliriz. Bu sebeple sanatçıları ve edebiyatı anlamak amacıyla o dönemin siyasi ortamını bilmek gereklidir. Bildiğimiz üzere Servet-i Fünun Dönemi 1896 ile 1901 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemde yaşanmıştır. Bu dönem itibariyle Sultan II. Abdülhamid Osmanlı Devletinin başında yer alıyordu. Radikal ve önemli adımlarla Osmanlı Devleti ayağa kaldırılmak istense de devletin gücü bir imparatorluğu ayakta tutmak için yeterli olmuyordu. Bu sebeple hedeflenen şeylere ulaşılamıyordu. Bir önceki dönem içinde toplumun bilinçlenmesi adına çalışan edebiyatçılar bu dönem içerisinde tamamen susturuldu. Bunun en temel nedeni ise devletin mücadele ettiği büyük problemlerle beraber muhalif ekstra bir sesin duyulmak istememesi oldu. İstibdat yani baskı toplumda her kesimden insana etki etmiştir. Serveti Fünun Edebiyatı döneminin sanatçıları ise bu tarz bir baskının ardından ortaya çıkan ümitsizlik durumla beraber sanat toplum içindir anlayışını terk ederek sanat sanat içindir anlayışına geçtiler. Bununla beraber bilgi ve birikimlerini biçim olarak daha iyi sanat eseri üretmeye harcama yoluna gittiler. Şiir anlamında sanat ön plana çıksa da toplumsal mesaj tamamen terk edildi. Tam da Servet-i Fünun Edebiyatı döneminin oluşması bu tarz bir ortamın Fünun DergisiRecaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci isimleri edebiyat içerisinde eski ve yeni tartışması içindeydi. Mahmut Ekrem genç edebiyatçı kişilere yol gösterip onları Servet-i Fünun Dergisi etrafına toplamayı başardı. Bununla birlikte Serveti Fünun Edebiyatı oluşmuş oldu. Bu oluşuma destek sağlayan bir fen dergisi olmuştur. Dergi gerçek anlamda 1891 senesinde bir fen dergisi şeklinde ortaya çıkmıştır. Avrupa’da yaşanan bilimsel gelişmelerin takip edilmesi ve popüler bilim yazılarını okuyucuya aktarmak için yazılmıştır. Dergiyi kuran kişi ise Ahmet İhsan Tokgöz Galatasaray Lisesinden olan Recaizade Mahmut Ekrem'in öğrencisi olmuştur. Recaizade bu dergi içinde Fransız edebiyatından çeviri romanları okuyucular ile DağılmasıTevfik Fikret derginin yöneticilik görevinden çıkınca onun yerine Hüseyin Cahit derginin yöneticisi olmuştur. Hüseyin Cahit Yalçın Fransız Devrimini konu edinen “Edebiyat ve Hukuk” isimli bir yazıyı dergide yayınlamıştır ve bunun sonucunda dergi sultanın emriyle bir ay süre kapatılmıştır. Normal şartlarda maddi sorunların götürdüğü edebiyatçılar bu kapanmanın ardından olumsuz şekilde zarar görmüş ve bireysel eser yazmak için çalışmalara başlamıştır. Bundan sonra ise dergi edebiyat dergisi özelliğini Fünun Edebiyatının Özellikleri Nelerdir?Bahsi geçen dönemin özellikleri madde madde aşağıdaki gibi özetlenebilir-Sanat sanat için anlayışı bir dil kullanılmasından dolayı eğitimli ve seçkin zümrelere hitap ve Farsça kelimeler bol bol kullanılmıştır. Dil için bu dillerden yeni sözcükler konuşma dilinden öteye konulardan büyük oranda uzak Fikret'in hece ölçüsünü baz alarak yazmış olduğu Şermin isimli eser haricinde eserlerde aruz ölçüsü kullanımı için değil de kulak için kafiye anlatım bütünsel şekilde konu edinilmiştir. Şiir düz yazıya yakın şekilde yazılmıştır. Halit Ziya ilk defa mensur şiir örneği ortaya genel olarak İstanbul’da edebiyatı örnek alınarak buradan esinlenmeler ve öyküde natüralizm, şiirde parnasizm ve sembolizm etkileri Fünun Edebiyatı Sanatçıları Kimlerdir?Tevfik FikretCenap ŞahabettinHalit Ziya UşaklıgilMehmet RaufHüseyin Cahit YalçınAli Şuayb Edebiyat1 yıl önce1 Cevap98 KezServeti fünun dönemi hikaye özellikleri sorusunun cevabı için bana yardımcı olur musunuz? Bu soruya 1 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin. İşte Cevaplar muzur062021-04-06 103951Cevap Serveti fünun dönemi hikaye özellikleri sorusunun cevabı Genelde Maupassant tarzı hikayeler görülür. Maupassant tarzı hikaye klasik olay hikayesidir. Aşk, ölüm, intihar, hayal kırıklığı, karamsar bir hava Serveti Fünun Dönemi hikayelerinde işlenen konulardandır. Bu dönem sanatçıları genel olarak siyasete uzak durmuşlar bundan dolayı da eserlerinde bireysel konuları işlemişlerdir. Bu dönem hikayelerinde modern ve Batılı bir hayat tarzı görülmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı "Hikaye" isimli eseri, edebiyatımızda hikaye kuramı üzerine hazırlanmış ilk derli toplu çalışmadır. Bu eserde öykü ve romanın temel kuralları verilmeye çalışılır. Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Soru Ara? den fazla soru içinde arama YazBilgilendirme 2022 yılı YKS, AÖF, AUZEF, ATA-AÖF, AÖL, LGS, AÖO, AÖIHL-MAÖL, YDS, TUS, MSÜ, ALES, KPSS, İSG, YKS, DGS, EUS, TYT, AYT, ADES, ADB, Amatör Denizcilik Eğitimi Sınav takvimleri belli SERVETİFÜNUN EDEBİYATINDA ROMAN ve HİKÂYE 1. Fransız edebiyatından Balzac, Flaubert, Zola, Goncourt Kardeşler gibi yazarlar örnek alınmış; realizm ve natüralizm akımlarından etkilenilmiştir. 2. Olay örgütleyici yapıdan karakter sentezleyici yapıya geçilmiş, kurgu bakımından Batı’daki romanlar ayarında örnekler verilmiş, modern Türk romanının temeli atılmıştır. 3. Çevre betimlemeleri eseri süslemek için değil, kahramanların kişiliklerinin oluşumunu açıklamak için yapılmıştır. 4. Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlemişler, kahramanları karşısında taraf tutmamışlar, olaylar ve kişiler hakkında kendi düşüncelerini anlatarak okuyucuyu yönlendirmeye çalışmamışlar, olayları kahramanların bakış açısından yansıtmışlardır. 5. Anlatım tekniği geliştirilmiş; gereksiz betimlemelerle ya da konu dışı bilgilerle olay akışı kesilmemiştir, 6. Olay ve kişiler genellikle İstanbul’un Batılılaşmış, aydın kesiminden seçilmiş; halktan kişilere daha çok, küçük hikâyelerde yer verilmiştir. 7. Sosyal çevre aile ortamı ile sınırlanmış, bireyin iç çatışmaları üzerinde durulmuş; aşk, kötümserlik ve kaçış temaları öne çıkarılmıştır. 8. Şiirde olduğu gibi romanda da süslü, ağır bir üslup benimsenmiş, Arapça ve Farsça sözcüklere, tamlamalara geniş yer verilmiştir. Bu arada Fransızcadaki cümle özellikleri kimi yönleriyle Türkçeye aktarılmış; arasözler, eksiltili ve devrik cümleler kullanılarak, yüklemler farklı kiplerle oluşturularak anlatıma hareketlilik ve çeşitlilik kazandırılmıştır. 9. Servet-i Fünun Edebiyatı nın en ünlü romanları “Mai ve Siyah”, “Aşk-ı Memnu” ve “Eylül”dür. Servet-i Fünûn Döneminde Öğretici Metinlerin Genel Özellikleri -Servet-i Fünûn dönemi öğretici metinlerinde bireysel ve edebi konular işlenmiştir. -Servet-i Fünûn öneminde edebi tenkit daha çok kendilerine yapılan eleştirilere cevap verme ve Serveti Fünun edebiyatının tanıtılması önlerinde yoğunlaşmıştır. -Dil ağırdır. -Servet-i Fünûn dönemi öğretici metinler edebî tenkit, anı türünde yoğunlaşır. -Gezi yazısı, mizah, hiciv ve fıkra türünde de eserler verilmiştir. -Hüseyin Cahit Yalçın, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Şuayp, Hüseyin Suat Yalçın öğretici metin alanında eser verin sanatçılardır. -Oluşturulan ürünler halkın sorunlarından uzaktır. -Edebiyat tarihi ve felsefe alanında hiçbir çalışma yoktur. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ ÖĞRETİCİ METİNLER Servetifünun yıllarında eski veya mutedil edebiyat taraftarlarıyla yeni edebiyatın ateşli mensupları arasında yapılan, hayli şiddetli edebiyat münakaşalar olmuştur. Buna rağmen, bu devirde çok az gelişen bir edebî tür, ciddi bir tenkit edebiyâtı'dır. O kadar ki bu edebiyatın kuruluşunda hissesi olan kafiye münakaşaları gibi, edebiyatın devamı boyunca bilhassa Hüseyin Cahit tarafından karşı tarafa yöneltilen, şiddetli ve cesur yazılar da disiplinli ilmin gerektirdiği bilgi ve felsefenin dışında yazılardır. Bu arada bâzı Servetifünuncuların Batı Edebiyâtı'na dâir bilgiler vermeğe çalışan çeşitli makalelerini de meselenin esâsını kavramış, kuvvetli birer tenkit yazısı diye karşılamak kolay değildir. Vezinlerin, kafiyelerin ve nazım şekillerinin şiirdeki tarihî-müzikal yeri ve felsefesi, bu münakaşalarda belirtilememiştir. Yaşanılan devrin bediî-içtimaî ihtiyaçlarını kavrayarak, sanatkârlara, bu ihtiyaçlara cevap vermeleri için yol gösterebilecek bir edebî otorite de devrin tenkitçileri arasında mevcut değildir. Esasen, her şeye rağmen taklidî bir zümre edebiyatı yapmakta olan bir buhran devri edebiyatçıları arasından böyle bir şahsiyet çıkması da beklenilmez. Bunun dışında, Hüseyin Cahit'in nispeten daha ürkek olan îtidâl taraftarlarına karşı giriştiği yazılı kavgalar, o devir için oldukça faydalı ve elektrikli bir münâkaşa havası yaratmıştır. Hatta onun kendi arkadaşlarının neşriyatı hakkında yürüttüğü fikirlerle bu fikirleri besleyici mana taşıyan tercüme makaleleri, o devrin edebî hayatının ve edebî kıymetlerinin gelişmesinde rol oynamış; Garba dâir bilgi ve fikir verici yazılar olmuştur. Fakat Servetifünun Edebiyatı'nın daha çok, Fransız Edebiyatı üzerinde araştırmalar yaparak, elde ettiği bilgileri Türk Edebiyâtı'na tanıtmak yolunda ağırbaşlı yazılar yazansa Ahmed Şuayb'dır. Genç sayılacak bir yaşta ölümü, Türk edebiyatının ciddî kayıpları arasında bulunan Ahmed Şuayib'in tanınmış bir kısım Fransız ve Alman tarihçileri ile Fransız realizminin en mühim münekkit ve edipleri hakkında ciddi etütleri olmuştur. Bunları, önce, Tevfik Fikret'in teşvik ve ısrarı ile Servetifünûn'da, Hayat ve Kitaplar başlığı altında neşreden Ahmed Şuayib, aynı yazıları, 1913'de, yine Hayat ve Kitaplar isimli bir kitapta toplamıştır. Bu kitaptaki Taine ve Asarı ile Gustave Flaubert başlıklı etütler, edebiyatımızda Fransız yazarları ve mensup oldukları edebî mektepler hakkında yapılan araştırmaların ilk başarılı örneklerindendir. Aynı kitapta, Gabriel Monod, Ernest Lavisse, Niebuhr, Ranke ve Mommsen gibi, tanınmış Fransız ve Alman tarihçileri hakkındaki etütler de zevkle okunan ve ilmî-içtimâi problemlerin hangi târihî hâdiseler sebebiyle, nasıl ele alındığını belirten yazılardır. Bütün bu etüdler, edebiyatımızda Avrupalı yazarlar ve mensup oldukları edebiyat mektepleri hakkında yapılan tetkiklerin başarılı örneklerindendir. Şuayib, bu etütleri meydana getirmek için belli başlı Batılı yazarların eserlerine ve edebiyat tarihlerine başvurmuş ve neticede başarılı yazılar meydana getirmiştir. Hayat ve Kitaplar'da çağdaş Batı ekollerinin, o devir için, iyi anlaşılmış ve iyi anlatılmış olduğunu kabul etmek zarurîdir. Bu kitaptaki makalelerin Tevfik Fikret'in teşviki ve ısrarıyla, Servetifünunda neşrolunması gerek Fikret, gerek Ahmed Şuayb için kıymetli birer nottur. ServetiFünûn yıllarında ya mühim değer taşımayan yahut herhangi bir edebî hareket yapamayan, daha birtakım edebiyat türleriyle de yazılar yazılmıştır. Bunlar arasında hemen bütün Servetifünuncularm yazdıkları çeşitli makaleler, önde anılabilir. Bu makaleler, umumiyetle, Batı edebiyatını tanıtma maksadıyla yazılmış, sütunlar dolusu yazılardır. Ancak bunların çoğu, bu edebiyatın birinci sınıf yazıları derecesine yükselmiş sayılamazlar. Buna mukabil, Cenap Şahâbeddin'in Türk Seyahat Edebiyâtı'nı bir defa da Servetifünun nesriyle canlandıran yazıları, bu nevin güzel örneklerindendir. Bu yazıların umûmî adı Hac Yolunda'dır Hac Yolunda, yazarının, memuriyetle gönderildiği Hicaz bölgesindeki intibalarını hikâye eden mektuplardır. Bunlar, önce Servetifünûn'da tefrika edilmiş 1896 sonra kitap haline de getirilmiştir 1909. Kuvvetli ve keskin görüşlerle ve zekâ çizgileriyle değerli bu yazılar, edebiyatımızda, daha çok, Servetifünun yıllarından sonra gelişecek olan Seyahat Edebiyatı için güzel bir başlangıç olmuştur. Burada, Tanzimat'tan beri Cenap'a kadar ve Cenap devrinde yazılan Seyahat Edebiyatı örneklerinin, onun yazıları ölçüsünde bir edebî değer taşımadıklarını söylemek yerinde olur. Servetrfünûn yazarlarının mektup, musahabe, monografi ve mektup, hâtırat nevîlerindeki birçok güzel yazıları ve eserleri ise, onların, daha çok, müstakil birer, edip olarak çalıştıkları XX Asır'da neşredilmiştir. Kaynak Resimli Türk Edebiyatı Tarihi / Nihad Sami BANARLI 1-Servet-i Fünûn döneminde tenkit eleştiri Edebiyat ve sanat tartışmaları daha çok "Dekadanlık, batı taklitçiliği, bu dönem eserlerinin dilinin anlaşılmayacak kadar ağır ve sembollerle dolu olması, bu dönemde halktan kopuk bir edebiyatın teşekkül etmesi" noktalarında yoğunlaşmıştır. Serveti Fünun öneminde edebi tenkit daha çok kendilerine yapılan eleştirilere cevap verme ve Serveti Fünun edebiyatının tanıtılması önlerinde yoğunlaşmıştır. Serveti Fünun dergisi o dönem aydınlarının bir araya geldiği, tartıştığı yer olmuştur. Tenkit türünde; Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin ve Ahmet Şuayip özellikle dikkat çeken isimlerdir. Hüseyin Cahit Yalçın Servet-i Fünûn'a yapılan çeşitli saldırılara aynı şiddette cevaplar vermekle ün salmıştır. Sonraları bu türde yazdıklarını bir kitap haline getirmiş ve "Kavgalarım" adını vermeyi uygun bulmuştur. Edebi çalışmalarını tenkit alanında toplayan tek şahsiyet Ahmet Şuayp'tır. 2-Servet-i Fünûn döneminde Hatırat anı Servet-i Fünûn döneminde anı türünde başarılı eserler verilmiştir. Halit Ziya Uşaklıgil anı türünde yazdığı Kırk Yıl, Saray ve Ötesi 3 cilt, Bir Acı Hikâye adlı eserleri yazarın hayatını ve çevresini aydınlatması bakımından çok önemlidir. Hüseyin Cahit Yalçın; edebiyat hayatıyla ilgili anılarını Edebî Hâtıralar adıyla çıkarmıştır. Gazete ve dergilerde tefrika edilen siyasi anılan ölümünden bir süre sonra 19 adıyla yayınlanmıştır. 3-Servet-i Fünûn döneminde Hiciv ve Mizah Servet-i Fünûn döneminde Hüseyin Suat Yalçın hiciv ve mizaha yöneldi " Gâve-i Zâlim" takma adıyla siyasi ve sosyal hicivler yazdı. 4-Servet-i Fünûn döneminde Gezi Yazısı Servet-i Fünûn döneminde gezi türünde başarılı örnekler verilmiştir. Cenap Şahabettin memuriyete gönderildiği Hicaz bölgesinde intibalarını anlattığı eserine "Hac Yolunda" adını eser Servet-i Fünûndan sonra daha da gelişecek Gezi edebiyatı için bir lokomotif olmuştur. Tanzimat'tan beri Cenap Şehabettin'e kadar yazılan gezi yazılarının bir edebi değer taşımamaktaydı. Cenap'ın ayrıca Suriye'ye yaptığı geziye ait Suriye Mektupları 1917, Avrupa'ya yaptığı gezi ile ilgili Avrupa Mektupları 1919 adlı eserleri de vardır. Gezi türünde yazılmış bir başka eser de Ahmet İhsan Tokgöz'ün "Avrupa'da Ne Gördüm" 1892 adlı eseridir. 5-Servet-i Fünûn döneminde Fıkra Servet-i Fünûn döneminde azda olsa fıkra örnekleri verilmiştir. Hüseyin Cahit Yalçın fıkralarını "Hayât-ı Hakikiyye Sahneleri" adlı kitapta toplamıştır. HAZIRLIK ÇALIŞMALARI 1-Öğretici metinlerde dilin, edebi metinlerdeki işleviyle kullanılmasının olumlu olumsuz yönlerinin neler olabileceğini tartışınız. -Öğretici metinlerde dil, göndergesel işleviyle işlevde ileti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla amaç olayı ya da Durumu olduğu gibi anlatmak, açıklamak, bunlar hakkında bilgi vermektir. Ancak bir Metinde birden fazla dilin işlevi daha çok öğretici metnin içeriği ile gezi yazısında dil duygu ve heyecanı dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa 'dilin heyecana bağlı işlevi' , alıcıyı harekete geçirme amacıyla oluşturulmuşsa "alıcıyı harekete geçirme", mesajın iletisi kendisinde ise "şiirsel işlev" ile kullanılabilir. Bu durumda dilin öğretici metinlerde şiirsel işleviyle kullanılması metnin içeriği uygunsa de öğretici metinlerde asıl amaç, açıklamak, bilgi vermek olduğu için dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır. 2- aGünlük yaşantınızda eleştiri yapıyor musunuz? Neleri niçin eleştirirsiniz? -Eleştiri, bir kişiyi, bir düşünceyi, bir eseri titiz, dikkatli bir incelemeye tabi tutma anlamlarına gelir. Daha özel anlamda ise eleştiri, açıklama amaçlı inceleme, derinlemesine tetkik anlamında kullanılır. Günlük hayatta insan her alanda eleştirilerde bulunabilir. Bu bizin hayata bakışımızı ortaya koyar. Bir şeyin doğruluğunu ya da yanlışlığını yargılamak hayatın her an içinde olan bir olgudur. bSizce eleştirinin amacı ne olmalıdır? -Eleştirinin bir amacı amaç gütmeden yapılan eleştiri ruhi bir hastalık belirtisi yapıcı ya da yıkıcı yönde mantıklı gerekçelerle ve çözüm yolları ifade ederek ifade edilerek bir eleştiri yapılmıyorsa bu eleştiri yıkıcı bir eleştiride amaç eleştirilen şeyin düzeltilmesini sağlamaktır. Bunun için eleştirilerimizde yapıcı olamaya çalışmalıyız. 3-Hatıra ve gezi yazılarının, kaleme alındıkları tarihten sonraki dönemler için önemi nedir? -Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılara anı denir. Gezi yazısı ise bir yazarın gezip gördüğü yerlerin ilgi çekici özelliklerini anlattığı yazı türüdür. Anı ve gezi yazılarının tanımları dikkate alındığında hem anı hem gezi yazısı ile insanların hayatlarında önemli yer tutan, iz bırakan olalar kolay kolay unutulmaz ve bunlar yazıyla nesilden nesile anı ve gezi yazıları;milleti yüzyıllar boyu bir devam zinciri içinde , milli birlik halinde tutan, toplumu geçmişe bağlayan bir kültür önemli ölçüde anı ve gezi yazılarından faydalanır. Atatürk'ün Nutuk, Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserleri düşünüldüğünde gezi ve anı yazılarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Osmanlının Batıya gönderdiği sefirler ve aydınlar Batılılaşma sürecine yazdıkları anılar ve gezi yazılarıyla hız kazandırmışlardır. Osmanlı toplumu Batıyı bu aydınlar ve sefirlerin anlattığı kadarıyla tanımışlardır. 4-Tarih derslerinde edindiğiniz bilgilerden hareketle Serveti Fünun döneminin sosyal ve siyasi şartlarıyla ilgili neler söyleyebiliriz? -Bu dönem özellikle imparatorluk üzerinde kötü emeller besleyen, Avrupalı devletlerin bu emellerini gerçekleştirmek için, içte ve dışta çeşitli oyunlar sergilemeye çalıştıkları bir ise, kendisine 'hasta adam' gözüyle bakılan devleti bir müddet daha ayakta tutabilmek için birtakım sıkı tedbirler almak zorunda kalır. Bu dönemin sert görünüş hürriyet anlayışını adeta bir fikri sabit hale getiren bu devir gençlerinde ruhi bir bunalım yaratmıştır. Özellikle devletin içten ve dıştan maruz kaldığı bu tehlikeleri önleyebilmek için alınan tedbirler, Tanzimatçıların sahip oldukları hürriyet havasına imkan imkansızlık gençleri ruhi bunalımlara sevk Osmanlı-Rus harbinin kötü sonuçlanması üzerine,1876'da açılan Meclis-i Mebusan tekrar Rumeli'de istiklalini kazanmaya çalışan azınlıklar karşısında bile zayıf duruma kaplayan hürriyet, milliyet ve istiklal cereyanlarının, özellikle batılı büyük devletlerin gayretleriyle hızla gelişmesi, devlet yönetimini de yüzden alınan tedbirlerin dozu biraz daha tebası olan yabancı toplulukların dıştan desteli isyan teşebbüslerini önleme imkanı devletlerin her zengin coğrafyaya sahip olma istekleri gittikçe bir ihtiras halini aydınları tarafından bile desteklenme talihini kaybeden imparatorluk yönetiminin alınan bu sıkı tedbirlerin sebebini açıklayamaması, yönetimi gençlerin gözünde tek suçlu durumuna düşürüyordu. İdealist fikirlerle ortaya çıkan Jön Türklerin dış tehlikeler karşısında tam bir milli bütünlük içerisinde bulunulmak yerine, işi Ermenilerle iş birliği yapacak kadar ileri götürmeleri, yönetimin aldığı tedbirleri daha da arttırmasına yol açar. Bu arada saray yönetimi içinde, hoşnutsuzluğu gittikçe nefrete dönüşen bu gençleri dış tehlikeler karşısında uyanık olmaya çağıracak tecrübeli ve bilgili kişiler bulunmamaktaydı. Devletin maruz kaldığı bu tehlikeler karşısında bir kısım münevverler hadiselere kayıtsız kalırken, bir kısmı ise kendisini koyu bir Avrupa perestliğin kucağına atıyordu. Babıali'nin nüfusunu Abdülhamit, tamamıyla ortadan kaldırıp, Yıldız'ı hakim vaziyete getirmiş,iktidar mevkilerine kendine uygun adamları geçirmek suretiyle, mutlak bir disiplin mekanizması kurmuştu. Bu hakimiyetini kontrol altında tutabilmek için bir hafiye teşkilatı öyle yaygınlaştı ki herkes padişaha yaranmak için birer hafiye kesilmişti. Çizdiğimiz bu siyasi tablonun karşısına medeniyetçiler şu görüşlerini ileri sürdüler Batıdaki düşünceleri, yaşayışları, tekniği aynen almalıyız. Bir Avrupalı gibi olursak, onlara benzediğimiz için Avrupalılar bize saldırmazlar. Medeniyetçiler, daha önce açıkladıkları gibi 'İslam medeniyeti devrini tamamlamıştır' derlerken, Avrupalıların Hıristiyan medeniyet ve tekniğinin hızla geliştiğini ileri sürmekteydiler. Batı; düşüncede, sosyolojide ve teknikte bir gelişme göstermiştir. Ama Servet-i Fünûn gençliğine göre biz bunların hepsini aynen almalıyız. Ama şunu akıl edemediler ki; her milletin düşünce, yaşayış ve sosyal yapısı farklıdır. Bu bunalımlı ve buhranlarla dolu zor dönem 1908'de son bulur. Devlet yönetimi İttihat ve Terakki cemiyetinin eline geçer. Fakat felaketler zinciri yine de son bulmaz. Devlet İttihat ve Terakkinin tecrübesiz hareketi sonucu Balkan harbinin getirdiği başarısızlıklarla sürüklenir. Bu edebiyat o dönemin siyasi durumu, anlatırken de belirtildiği gibi, hürriyetsizlik anlayışının o dönem gençlerince bir bunalım olarak görüldüğü devrede dönem, batının sadece edebiyat kaynağı olarak görüldüğü gibi, hürriyet kaynağı olarak ta görüldüğü devredir. Bu dönemde batıya olan hayranlık had safhaya ulaşmıştır. Bu siyasi dönemde yetişip edebiyat yapmaya bir durum bütün millette doğurduğu hastalık, melankoli, hayattan bezginlik ve kaygısızlık şüphesiz onlarında ruhunda aynı tesiri uyandıracaktı. Bu cereyanın edebiyatçıları, şark kültüründen evvel ve şark edebiyatından önce batı edebiyatını tanımışlardır. Hatta aralarında bunu bir iftihar vesilesi sayanlar da vardır. Sosyal meselelerin serbestçe konuşulamayışı,bu hususta kendini göstermek isteyen iradelerin susturuluşu, herkeste bir neme lazımcılık hissi kendi derdine ve kendi keyfine düşmüş,sosyal sorumluluk duygusu tamamen yok söz söylemek olan edebiyatçılar başka mevzular aramaya başlamışlardı. Şu fikirleri ileri sürdüler aAvrupa imparatorluk ve derebeylik dönemini aşmıştır.1789 Fransız ihtilali ile bAvrupa da bilhassa Fransa'da burjuvazi adı verdiğimiz şehirlilerle işçiler gibi iki tabaka vardır. Bu iki tabakanın çekişmesiyle iki edebiyatta buna bağlıdır. Bizde de benzeri yapılar gerçekleşmediği takdirde, edebiyatımızın gelişmesi mümkün değildir. Konu Tarama Soruları 1. Halit Ziya Uşaklıgil'in hangi eseri türü yönünden diğerlerinden farklıdır? A Aşk - ı Memnu B Mai ve Siyah C Kırık Hayatlar D Kırk yıl E Nedime CEVAPD 2. Servet - i Fünun'da düzyazı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? AHalkı bilgilendirmek, aydınlatmak gibi bir amacı yoktur. BDiğer dönemlere oranla tiyatroya daha çok değer verilir. CTürkçe yetersiz bulunur, Osmanlıca'dan bol bol yararlanılır. DArapça, Farsça eski - yeni sözcükler kullanılır. EYeni kavramları karşılamak için yeni tamlamalar türetilir. CEVAPB 3. Servet-i Fünun'da düzyazıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılamaz? AYepyeni ad ve sıfat tamlamaları oluşturulur. BHalkın anlayabileceği açık, yalın bir dil benimsenir. CÇokça sıfat, ortaç öbeği kullanılır. DFransızca'dan alınan sözcükler Türkçeleştirilir. EYan cümlecik, eylemsilerle zenginleştirilmiş uzun cümleler kullanılır. CEVAPB 4. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarından biri değildir? A Mehmet Rauf B Tevfik Fikret C Halit Ziya Uşaklıgil D Ahmet Mithat Efendi E Cenap Şahabettin CEVAPD

serveti fünun dönemi genel özellikleri